15 Mayıs 2009 Cuma

duydum ki...

noluyo huleyn burda! diyerek, kadir abi girişi yapmak istiyorum arkadaşlar...
aşk-meşk... bunlar değildir ki beni benden eden...
hala istanbuldayım ben, anne ve baba faktörü çorluya göndermek istemiyor... bende, hak verirsiniz ki, ev toplamamanın, yemek yapmamanın, kendi ayaklarımı yerden kaldıran bu iki insanın, keyfini sürüyorum...
üstteki paragrafı unut, kötü bi etki bırakıcak vesselam... hacı hastayım ya hala, 1.95 boyuma rağmen hala onların gözünde çocuğum ya, onların "minik" yavrularıyım ya, kıyamıyolar bana, orda gidip yaban ellerde bulaşık yıkamama, ev süpürmeme falan... ben çok istiyorum aslında :P ama göndermiyolar, aileye saygı, kararlarına saygı, saygılı bi türk genciyim ben, aaa lütfen! :Pp
neyse; şincik burda benim bilgisayarım vardı normal şartlarda, internet bağlantım vardı, ama göçünce çorluya, hepsini aldım yanımda götürdüm... evet evet, internet bağlantı kablomu bile götürdüm, böyle de çirkefimdir... sonra, internet bağlantısı küstü, erişimi noktaladı... v.s.
sonracıman; yanımda bi kaç fazla elbise getiricem diye, laptopumu sattım, yarı yolda bıraktım ben.. çorluda yani... e böyle olunca, yazı bile yazamıyorum ki ben doğru dürüst... isterseniz paintten bişeyler ayarlayayım, yerseniz :Pp
temanın üç dört saati var normalde... ya base siyah, ya base beyaz kullanıp, kafasına da bi header geçireceğiz, ama bunun için fotoşop denen mucizevi program gerekli... sonra, banner dediğimiz şeyi jpg formatında yapmak istemiyorum, şöyle cıncıklı, hareketli bişeyler olsun istiyorum... e bunun için de flash programı gerek en kötüsünden... hadi programları buldum, ben kendi farem olmadan, kendimi işime veremem ki... kablosuz kendileri, ruh halime göre göbeğimde, sol kolum üzerinde, sağ bacağımda, bazen yüzümde filan çalışırım yani... yapamam böyle cafe köşelerinde anlicanız...
bu zamanda da, tanıdığımız erkek blogger arkadaşlarımızı bloga yazar olarak dahil edebiliriz mesela... içerik birikimi yaparken, planlama dahilinde etiketlerini, bölümlerini belirleyebiliriz yazıların... sonrasında yazı girme aralığıdır, blog tanıtım sitelerine üye olmaktır, böyle kıldan yünden şeyleri halledersek, temayı oturttuğumuzda hiçbir derdimiz, tasamız olmaz diye düşünüyorum...
birde; aşk var, aşk olmadan, geçer mi bu hayat yahu! o konuya da fazlası ile kafa yoruyorum, rayına oturtulması gerek, bildiğiniz üzre...
son olarak, duydum ki cesetizleri (örgütün bilgi kaynağı, eğitim sorumlusu... çocukları küçük yaşlarda ele geçirip, beyinlerini yıkamayı planlıyor kendileri... henüz başarılı olabilmiş değil...) hala al yazmalım ı izlerken ağlarmış, kendinden geçer, kağıt havlularla daha bi samimi olurmuş... birde hala düzgün olarak türkçeyi okumayı sökememiş, ilk okul birde taktıkları kurdaleyi de, peşkeş çekmişler, sınıf örtmenine yüklü miktarda tebeşir ve kayın ağacından bi sopa hediye etmişler, bağış adı altında, kurdale için... duydum, çok ayıpladım hacı :Pp
sonrasında... geçen günlerde siminya (örgütün ele başısı, çok gaddar olduğu, erkekleri kulaklarından asarak feminist bir dünya oluşturmayı planladığını biliyoruz...)yı izbe bi işkembecide görmüşler... o hanımefendiliğinden, o insanı baştan çıkartan, işvesi, cilvesinden eser yokmuş... tanınmamak için erkekleri tavlarken kullandığı siyah dekolte kıyafetinden sıyrılıp (iş elbisesi bi nevii), eşofman takımı ile gitse de, o pembe kafasıyla tanınmadan edememiş... yani demem o ki, suşi restoranlarında boy gösteren, beyaz şarap ve şampanyadan başka bir şey içmeyen, görünen yüze aldanmayınız... normalde böyle bi hali yok, eser yok... kanmayalım, kandırılmayalım...
evet, sevgili erkek dayanışmasının, gururlu yazarları ve okuyucuları... (tabi ki sadece erkekler) gördüm, duydum ve yazdım...
feminen, feminist bir dünya düzenine hayır!
cesciim, inşalla en kısa sürede kpss denen iğrenç düzenden sıyrılıp, meslek hayatına başlarsın, tabiki de dileklerimiz bu yönde... maksat, şu tasa dolu kürenin içerisinde, biraz neşe, biraz eğlence...
ayrıca siminyacım; senin forsunu, cakanı, havanı, hiçbişey bozamaz, tabiki de bunun bilincindeyiz... :)

14 Mayıs 2009 Perşembe

Ne yapmalı?

Efendim erkekleri örgütlemeye yönelik yazımıza Rectoa'dan gelen yürek parçalayıcı yorumla beraber, acı gerçekler bir kez daha yüzümüze tokat gibi vuruldu.

Serzeniş Meraklısı kardeşimizi yoldan çıkaran bir bayan arkadaş yüzünden tam anlamıyla düzeltilmiş bir temayı bırakın, bir banner'ımız dahi yok! Bu genç adamın aşık olmasıyla, Erkek Blogları camiası büyük bir darbe yemiştir ne yazık ki...

Neyse, ne yapacağız? Bize bir banner lazım. Şu temayı bize daha uygun gelecek şekilde uyarlamamız gerekiyor ve sonra da yapacağımız banner'ları bloglarımıza ekleyerek şova başlayacağız.

Ardından daha ciddi atılımlar yapıp, tüm erkekleri bir çatı altında toplamak suretiyle buraların tozunu attırabiliriz!

Vesselam...

Sıvayın kolları!

Yahu arkadaşlar, -erkek arkadaşlar- neredesiniz? Hani hayallerimiz gerçek olacaktı, hani feminen bir dünya hayali kuranlara acımayacak, o eski, o güzel, o erkeğin tek hakim ve rakipsiz olduğu zamanları yaşatacak, yaşayacaktık! Şimdi neredesiniz?

Benden başka kimse kadın bloglarına çamur at izi kalsın mantığıyla yaklaşmıyor! Her gün yeni bir sataşma vardır umuduyla giriyorum ama hani?

Tam takır kuru bakır... İcraat beyler, icraat...

Genç ve güzel bayan blog yazarlarını bulup özgüvenlerini yaralayın kardeşim! Yapın bunu! Onlar ki, genç ve güzeldirler. Gerdan kırar, kaş göz oynatırlar. Şüphesiz ki, size, onlara karşı koyacak, oyunlarına gelmeyecek kudret bahşedilmiştir.

Yanı sıra erkek bloglarını görün, buraya davet edin yazarlarını, tanıtın. Tanıştırın...

Olmaz böyle, hadi bakalım. :) Sıvayın kolları...

12 Mayıs 2009 Salı

Kadın Blogları!

Bayan blog yazarlarının erkeklere karşı vahşi bir tutum takındıklarının farkında mısınız? Hepsi değil elbette -ki hanımefendilikleriyle göze batan o narin, o güzel bayanlara buradan hep beraber el sallayalım-, fakat elebaşları Siminya olmak üzere bazılarında, erkeklere karşı düşmanca tavırlardır, kırıcı yaklaşımlardır almış başını gidiyor. ( İçses: abart, abart...)

Öncelikle buradan Sayın Cumhuriyet Başşavcımız Zekeriya Öz'e seslenmek istiyorum. Sn. Öz, sizi göreve davet ediyorum. Aşağıda adı geçen kişilerin blogroll'leri dahi incelensin, bir yerde açık verecekleri kesindir. Gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde mutlak surette kötü emelleri açığa çıkacaktır. ( İçses: gazla, gazla...)

Siminya'ya bakıyoruz... Suçu bıyık bırakması olan babasından tutun da, tertemiz bir mahalle esnafı olan Ahmet amca'ya, kısa boylu erkeklerin gerdek gecesi ne yaptığına kadar varan -ki bunlar sadece son üç beş yazısından üstünkörü seçilmiş örneklerdir- acımasız, insafsız yazılarla dolu sayfası. Kınıyoruz. Bloguna siyah renkli yorumlar yazarak protesto edeceğiz.

Bi dost... Bakın bugün bir güzel sinirlenmiş, tutmuş adamın 1,74 gibi erkekler için kısa bir boyu olduğunu ama bunu "senin de boyun kısa, soğan cücüğü kadarsın n'aaber!!?" gibi o genç arkadaşımızı üzmesin diye söylemediğini açıklamış. Altındaki yorumlarda da "1,74 de sahiden kısaymış, yanlışlıkla üstüne basmasak bari" tarzı açılımlar var. Böyle olmaz...

PuCCa Günlük'e gidiyoruz... Elebaşı Siminya dedik ya... Hani bunlar örgüt kursa, ya da böyle bire örgüt varsa - ki bu şüpheyle başşavcıyı göreve davet ettik -, PuCCa mutlaka ve mutlaka örgütün ikinci adamıdır. Ayrıca ikinci adam olsa da olmasa da Siminya'nın taktik ve uygulamalarını fazla yumuşak buluyor, erkekleri bir kaşık suda boğan faşist bir yönetim için darbe planları yapıyordur. Şahsen kendisinden tırstığım için onunla ilgili planları daha gözüpek bir delikanlı yaparsa sevinirim.

Örnekleri çoğaltıp uzatmak istemiyorum. Verilen linkleri ve altındaki yorumları okursanız gereken şüphe ziyasediyle uyanacaktır zaten.

Ama asıl eleştirimi sona sakladım... İşin bu bölümünde Zekeriya Öz'ü de göreve çağırmıyorum. Bu biz erkeklerin kendi içinde halletmesi gereken önemli bir mevzu.

Bu kişilerin, bizleri yerin dibine sokup çıkaran yazılarının altına keyifle yorumlar ekleyen erkeklerden bahsediyorum, evet. Onları erkek blogları projesi kapsamında tespit ederek karantinaya alacak ve topluma olması gerektiği şekilde geri kazandıracağız.

Evet, yapacağız...

Not: Burada adı geçenler canımız ciğerimizdir. Güzel yazılarıyla bizleri gülümsetenlerdir. Bizim yazdıklarımız da şakadır, espridir, bu kişilerin popülaritelerinden nemalanmak suretiyle prim yapmaya çalışmaktır. O kadar.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Tema

OoOoOoOoOoOoOoOoOo

Blogger'ı soydum,
Başucuma koydum,
Ben bir tema uydurdum!

Duma duma dum,
SeMe bir el atıver,
Yoksa ço-cu-ğu-mu
                ke-se-RUM!

Not: Son iki satırda Nazım Hikmet tarzı yaptım. Kafiyeyi de manipüle ettim. Nasıl olmuş? :P