Bazen, kadınları yaşamak, kadınları yazmaktan daha cazip gelir...
Ve bazen, bir kadını yaşamak uğruna yazı yazmayla arama mesafeler koyabilirim...
Burayı, erkek dayanışmasının yanı sıra, bir yerde de kadınlar hakkındaki eleştirilerimizi yazıp, onları yerip, kötüleyip çemkirerek stres atmayı amaçlayarakta açtık...
Ey tüm dişi kişilikler, sözüm size!
Şuan etrafımda bir kadın var ki, -sizden olduğu iddaları mevcut, inanmak mümkün değil- sizlere yapay da olsa, kötümser bir bakış açısı ile yaklaşamıyor, içimden geldiği gibi stres atarkene, sizin de sinirlerinizi hoplatamıyorum... Yani yapmak istiyorum ama, yakınımda olan ve kadınların genellemesine -görünüşünden ötürü- dahil ettiğim insanüstü varlık, tüm familyanızı kurtarıyor...
Hadi yine iyisiniz...
30 Temmuz 2009 Perşembe
29 Temmuz 2009 Çarşamba
Çinli Bilgenin Erkeklere 5 Ögüdü
- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan bir kadın bulman önemlidir.
- Espirili, nüktedan ve seni güldürmeini bilen bir kadın bulman önemlidir.
- Kendisine güveneceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir kadın bulman önemlidir.
- Seninle aşk yapmayı seven bir kadın bulman önemlidir.
- Bu dört kadının birbirlerini tanımamaları çok daha önemlidir..
Etiketler:
Can,
mühim ve derin mevzular
26 Temmuz 2009 Pazar
Sürmesini biliyorsan, silmesini de bileceksin...
yaz geldi ya böyle herkes cıbıl cıbıl geziyor..kışın insanların üzerinde görseniz woww diyeceğiniz kıyafetler falan yaz döneminde "normal anasını satayım" diye yorumlar alıyor..hatta biz erkekler "ulan keşke bizde etek giyebilsek, alttan efil efil ne güzel" diye dert yanıyoruz..
neyse.. birçok insanda fetiş duyguları tavan yaptığı bir dönemdeyiz..görsellik olarak malzeme çok tabi.. biz gençler olarak bu aralar kızların el ve ayaklarına sürdükleri oje denilen mahlukata takıldık.. geçenlerde bir kızdan ayrılmak için 10 sebep saydık ve top 10 a şu iki madde kafadan girdi;
- Siyah oje süren kız
- Ojesini sürüp de, artık beni asetonla diye bağıran ama inatla çıkarmayan hatun çıkarsaması..
bilginize... iyi pazarlar :)
Etiketler:
Bızbız ve Bıtbıt Bir Hayat Hikayesi,
tnrzclk
25 Temmuz 2009 Cumartesi
SUSADIM AMA...
Hava çok sıcak gerçekten ve insan bunalıyor bu sıcaklarda. Ya girip sık sık duş alacaksın ki nereye kadar, ya da bol sıvı tüketeceksin. Balık mıyım ben, sırılsıklam ikide bir... En doğrusu bol sıvı tüketmek bu yaz sıcaklarında.
Çay tiryakisi bir adamım ben ama her ne kadar harereti alır deseler de çay bile işkenceye dönüşebiliyor bu sıcaklarda. Meyve suyu, kola, maden suyu gırla gidiyor zaten. Ama en doğrusu bol su içmek galiba.
Şehir şebeke sularını çocukken kana kana içerdik. Hani şarkıda geçer ya 'ağzımı dayayıp musluğa...' diye, aynen öyle. Ağzımı dayayıp musluğa doyasıya içerdim Ankara'da suyu, ancak artık o da mümkün değil. Hani hiçbirimiz evde test yapacak ekipmana sahip değiliz, hoş olsak da yapar mıyız bilmem ama, yapılmış olan testlerde hep sınıfta kaldı musluk suları. Şebeke suyunu içmeyin diye bas bas bağırıyordu zamanında gazeteler, televizyonlar. O günlerde bir soğudum pir soğudum şebeke suyundan. Sürekli hazır su tüketiyorum. Amma velakin onu da içemeyeceğiz artık galiba. Duymayan kalmamıştır sanırım, zerzevatın biri taşıdığı damacana ile cinsi münasebette bulunuyormuş. (Belki de günahını alıyoruz, şeyini serinletmek istemişse hadi?) Her halükarda içilmez oldu o sular da artık. Elalemin adamının şeyettiği suyu içmem ben. (Bu bana bakire kadın arayışındaki erkek mantalitesini hatırlattı ya, girmeyeyim tehlikeli sulara.) Demekki neymiş, evlere ırzına geçilmiş damacanalarla su servisi yapılmaktaymış. Peki şimdi biz hangi suyu içeceğiz? Birisi buna bir çözüm bulsun acilen, susadım lan!
Çay tiryakisi bir adamım ben ama her ne kadar harereti alır deseler de çay bile işkenceye dönüşebiliyor bu sıcaklarda. Meyve suyu, kola, maden suyu gırla gidiyor zaten. Ama en doğrusu bol su içmek galiba.
Şehir şebeke sularını çocukken kana kana içerdik. Hani şarkıda geçer ya 'ağzımı dayayıp musluğa...' diye, aynen öyle. Ağzımı dayayıp musluğa doyasıya içerdim Ankara'da suyu, ancak artık o da mümkün değil. Hani hiçbirimiz evde test yapacak ekipmana sahip değiliz, hoş olsak da yapar mıyız bilmem ama, yapılmış olan testlerde hep sınıfta kaldı musluk suları. Şebeke suyunu içmeyin diye bas bas bağırıyordu zamanında gazeteler, televizyonlar. O günlerde bir soğudum pir soğudum şebeke suyundan. Sürekli hazır su tüketiyorum. Amma velakin onu da içemeyeceğiz artık galiba. Duymayan kalmamıştır sanırım, zerzevatın biri taşıdığı damacana ile cinsi münasebette bulunuyormuş. (Belki de günahını alıyoruz, şeyini serinletmek istemişse hadi?) Her halükarda içilmez oldu o sular da artık. Elalemin adamının şeyettiği suyu içmem ben. (Bu bana bakire kadın arayışındaki erkek mantalitesini hatırlattı ya, girmeyeyim tehlikeli sulara.) Demekki neymiş, evlere ırzına geçilmiş damacanalarla su servisi yapılmaktaymış. Peki şimdi biz hangi suyu içeceğiz? Birisi buna bir çözüm bulsun acilen, susadım lan!
Etiketler:
mühim ve derin mevzular,
Sersang
24 Temmuz 2009 Cuma
Toprak'ın Getirdikleri | Aciz Toprak Parçası
Halis Toprak'ın 17 yaşında bir kızla evlendiğini okuduğumda şok oldum; nasıl bir mide, nasıl bir ahlak, nasıl...
Kızcağızın ağlayarak imza attığı da haberin kenarına sıkıştırılmıştı, içim cız etti...
Üç gündür bekliyorum, bazı köşe yazarları hariç sözde aydınlarımızdan ne bir ses, ne bir seda, tısssss...
İşin ilginci kadınlardan da ses gelmedi!
Tecavüz, taciz vesaire haberlerini, yorumlarını şevkle ağız sulandıracak bir ciddiyetle paylaşan kadın blogcular da tısssssss!
Hani, nerede sizin kadın haklarına dair ölümsüz, doyumsuz savaşınız? Neredesiniz "bilinçli" insanlar?
Halis Toprak'ın 7 çocuğu birden bu evliliğe karşı dava açarken, baba "kız benim değil mi, size ne" derken neden susuyorsunuz?
Toprak, bizim ülkemizdeki "adam-sende"ciliği yüzümüze vurdu. Hem de 71 yaşında...
Neden susuyorsunuz kadınlar, neden!
brokoli
................................................................................................................................................................................................
N'yazık ki ülkemizdeki rezilliklerden bir tanesi.. Tek farkı zengin bir iş adamı..
Durun durun böyle başlamayalım.. Alper zaten yazmış herşeyi biz farklı bir bakış açısı sunalım..
Hüseyin Üzmez ve Halis Toprak vakaları..
Farkları;
Biri nikahlı diğeri nikahsız..
Ortak noktaları;
Sapıklık, mapıklık, yuh artıklık falan filan..
Birinin aile izni olarak nikah kıyılması diğerinin anne izni ile taciz edilmesi..
Peki birinde tepkiler dağ gibiyken, tepkileri yazan, manşetlerine taşıyıp günlerce gündemde tutup tepkiyi arttıran gazeteler varken..
Toprak ağada n'den yok..
Basit.. Siyaset.. Evet siyaset.. Üzmezin taciz ettiği kızı savunan siyasetçilerimiz Üzmezin bulunduğu safın karşısındaydı da ondan..
Ondan parti kadın kolları kınamadı.. Kafalara yumurta atılmadı..
Yazık gerçekten yazık.. Ülkemizin, ülkemizde yaşayanların durumu yazık..
Örgütlenememiş kadınlarımız yazık..
Ve kadın blogları.. Öyledir böyledir diyip bize saldıranlar..
Şimdi neredesiniz?
Kaçınız aile izni ile evliliğe karşı çıktı?
Kaçınız bu yasa kaldırılsın diye dava açtı?
Veya açanalrın yanında durdu?
Kaçınız birlik olup siyasi partiler içinde etkin kadın yapılanması oluşturdu?
KadınlarYazıyor blogu daha yeni.. Ama ben gerçekten ciddilerse ileride onlardan basına çıklamaları, davalar bekliyorum.. Yoksa sorunları yazsan n'olur? Yazıda kalır.. Madem yola baş koydunuz.. Durmayın.. Orjinal eylemler yapın. Marjinal olun.. Hiç birini yapamıyorsanız günlük gazetelere, köe yazarlarına mail yollayın.. Diretin.. Tepkilerinizi yorumlarda bırakmayın..
Ha siz yapmadıkça biz yazacağız.. Yaptıklarımızın reklamını yapmadığımız için bizi tanımayan sizler; yazıp sizleri itmemiz aslında gerçek hayatta yaptıklarımızdır..
Can
Etiketler:
brokoli,
Can,
mühim ve derin mevzular
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)