ada vapurundan inip, kabataşın güzel sahil gören caddesinden ağrı 2002 model ucundan modifiyeli ve ses sistemli minibüsümüzle, yüksekçe bir seste Linkin Park - İt's Going Down dinleyerek evimize dönmekte iken;
dikiz aynasından gözüken, manyak bir şöförü olduğu çok uzaklardan anlaşılan bir fıstık yeşili reno megan gözükür...
zor makasları büyük bi beceriyle atarak ve önündeki araçları ürküterek gelen şahıs, sarı saçları, makyajı, hatta kırmızı ojeleri ve güneş gözlüğüyle bi hatun kişisidir...
neyse abi, böyle film tadında anlatmakla olmicak...
adadaydık bugün babamla, bi kaç şey vardı halletmemiz gereken, hallettik otoparktan aracımızı aldık gidiyoruz. ben kullanıyorum. telefonumu da bağladım teybe, açtım çok sevdiğim bi parçayı, dıptıs dıptıs gidiyoruz tipik ergenler tadında... yanımda babam var, o benden daha ergen, ona hiç girmiyorum şimdi...
neyse abi, yaktık sigaramızı, kollarımızı uzattık camdan dışarı, kafamızı sallaya sallaya, trafiğe ayak uydurur bi biçimde sakin sakin giderken, arkadan gelen fıstık yeşili bi megan gördüm... dörtlü açmamış, çok sıkışık trafikte 90 100 arası makas ata ata yaklaştı, ben de bjk stadının yanından taksime doğru gidicem; o yüzden sol şeritteyim az ilerde dönmek zorunda kalacağım için, kimseden küfür yemeyelim, rahatken girelim dedik...
sonra abicim... bu megan geldi bizim aracın dibine kadar sokuldu, dörtlüler, uzunlar, kornalar... allaam, çıldırıcam... sonra dikizden bakarken, sarışın gayet bakımlı desperate housewives setinden kaçmış kadar süslenmiş bir ablamız...
sonra sağdan makas atmak kaydı ile bizi geçme gayreti gösterdi arkadaş, geçerken de, kafasını camdan tamamen çıkarıp ve sağ kolunu bize doğru savurup: "siz erkekmisiniz ulan!" diye kükredi... şaşkınlıktan babamla birbirimize bakarken, bastı gitti hatun... sonra babama dönüp, "iki dakka çıldırabilirim dimi?" dedim, takıl dedi o da..
neyse, otuz saniye sonra falan yetiştim ben buna, yol iki şeride düştü, bi süre yan yana gittik, hemen ardından ışıklarda yan yana durduk... müziği kıstım, olabildiğince kafamı sağa doğru uzatıp; "hiç şüpheniz olmasın" diye seslendim gayet sevecen bi ses tonuyla... kıpkırmızı kesilip yanan yeşil ışığın azizliğiyle bastı gitti sonra da...
çok güldük kendilerine... hatta stadın yanından taksime uzanan yolda, tekrar yakalayıp geçtim, yol trafik ışıkları için daraldığında, önüne geçip arkamda kalmasını sağladım... bu mudur yani şöförlük...
trafikteki kadının sesi misin sen bayan? alla alla...
yok yani, ne geçti eline kadın!.. trafikte kadınları aşağılayan, yetersiz gören tüm şöförler ayağına mı kapanıyo sen böyle yapınca...
hayır; ben küfür de ederdim, ederdim yalan yok.. yanımda babam vardı... beni geç, bunu bi taksiciye, bi dolmuş şöförüne yapsana sen... yemin ederim o ışıklarda alırdı ayağının altına... dua etsin, bana denk geldi...
veya, kesin sarhoştu... tahminen öyleydi ya, sarhoştu tabii... yoksa bi kadın ne bu kadar iyi araba kullanabilir, ne de böylesi bi cesaret gösterip, sağa sola salça olur..
gün geçtikçe yaşadığım olaylar, daha da ilginçleşmekte... bakalım daha neler görücez...
ps: sonra ve abi-abicim i ne kadar sık kullanmışım... editlemeyelim bari.. :Pp