İnsanların geçmişten günümüze bir fantezisi olagelmiştir ölümsüzlük. O kadar çok arzulanmış bir başka durum daha var mıdır bilmiyorum. Ölümsüzlük o kadar çok istenmiştir ki onun uğruna ruhun şeytana satılması hususunda pazarlık içeren kurgular bile yaratılmıştır. Ölümsüzlük karşılığında şeytanın uşağı olmak... "Lucifer, köpeğin olayım!"
Bir ölümsüzlük isteği tezahürü de kurgusal alanda hayat bulan vampirlerdir. Vampire gelince olay bir adım ileri taşınmış ve madem bir fanteziye bulaştık neden daha iyisini kurgulamıyoruz denilmiştir. Nedir bu amcaların dikkat çeken bir diğer özelliği, kadınlara karşı mıknatıs etkisi yaratmak! Her ne kadar son dönem kadın vampirler peydah olsa da aslen bir erkek zihni üretimidir vampir. O yüzden de söz konusu çekim etkisi kadınlar üzerinde oluşan bir erkek vampir gücüdür. Bu amca kadını çeker, çeker, çeker ve iliğini kurutana kadar etinden kanından faydalanır; içini boşaltıp fırlatıp atar bir kenara. (bkz: vampirle görüşme filminde lestat karakteri)
Dedim ya erkek zihni üretmiştir vampirleri diye, erkek zihninin kusurları o yüzden ona da sirayet etmiştir. Bildiğin sıradan erkektir kadın karşısında vampir; işi bitene kadar! Öper, emer, sever ve vakti zamanı gelince de sözde soylu bir şekilde terkeder. Tabi şimdi söz konusu olan vampirler olunca biz ölümlüler gibi "hanım sen 40'ına geldin, bozduralım da seni iki 20'lik yaptıralım" demezler. Amcamda vakit bol, ölmesini bekler. Ölünce de gider yenisini bulur, dert mi tasa mı vampire? Zaten kadını mıknatıs gibi çekiyor.
Şu en son çıkan vampirli romantik filmi izlemişsinizdir: Twilight! Bütün kadınlar ayıla bayıla izledi filmi ve oradaki malak vampir Edward'a hasta oldular. Pudra şekeri kılıklı herif öyle bir romantikti ki vampirlere duyduğum saygı yerle bir oldu. Neymiş efendim, bunlar hümanistmiş de hayvan kanıyla idare ediyorlarmış. Sonra hep liseye gidiyorlarmış, ben malım üniversite sınavlarını kazanamadım demiyor da... Neyse, konuyu dağıttık, toparlayalım.
Filmin sonuna doğru hatırlarsanız, sürekli dudağını ısırıp, bulanık bakışlar fırlatıp seksi olduğu izlenimi yaratmaya çalışan hanım kızımız Bella, Edward'a ısır beni de sonsuz aşkı yaşayalım gibi bir teklifde bulundu. Netice de hatun, ölümsüzlüğün bile romantiğini istiyor. Her neyse, eleman ısırdı mı? Elbetteki hayır! Biraz düşündü ve olmaz, sana bu kötülüğü yapamam, lanetlenmene göz yumamam gibisinden laflarla kıvırdı; film bitti. Ben size söyleyim, kız beni ısır deyince bu bi düşündü: "Ulan şimdi bu kızı ısırsam aldık başımıza belayı, sonsuza kadar çekilir mi lan? Şaka gibi be, bır bır bır sonsuza dek başımın etini yer bu. İyisimi ben bir yalan bulayım da ısırmayayım bunu" dedi ve malum yalanı sıktı. Yani neticede erkek be bu? Şu ahir ömrümüzde bile nice insan bir çiçekle geçer mi tüm bahar derken, koskoca sonsuzluğa tek bir hatunla mahkum olmak cehennemde kazan dairesinde çalışmak gibi birşey olsa gerek.
Bir ölümsüzlük isteği tezahürü de kurgusal alanda hayat bulan vampirlerdir. Vampire gelince olay bir adım ileri taşınmış ve madem bir fanteziye bulaştık neden daha iyisini kurgulamıyoruz denilmiştir. Nedir bu amcaların dikkat çeken bir diğer özelliği, kadınlara karşı mıknatıs etkisi yaratmak! Her ne kadar son dönem kadın vampirler peydah olsa da aslen bir erkek zihni üretimidir vampir. O yüzden de söz konusu çekim etkisi kadınlar üzerinde oluşan bir erkek vampir gücüdür. Bu amca kadını çeker, çeker, çeker ve iliğini kurutana kadar etinden kanından faydalanır; içini boşaltıp fırlatıp atar bir kenara. (bkz: vampirle görüşme filminde lestat karakteri)
Dedim ya erkek zihni üretmiştir vampirleri diye, erkek zihninin kusurları o yüzden ona da sirayet etmiştir. Bildiğin sıradan erkektir kadın karşısında vampir; işi bitene kadar! Öper, emer, sever ve vakti zamanı gelince de sözde soylu bir şekilde terkeder. Tabi şimdi söz konusu olan vampirler olunca biz ölümlüler gibi "hanım sen 40'ına geldin, bozduralım da seni iki 20'lik yaptıralım" demezler. Amcamda vakit bol, ölmesini bekler. Ölünce de gider yenisini bulur, dert mi tasa mı vampire? Zaten kadını mıknatıs gibi çekiyor.
Şu en son çıkan vampirli romantik filmi izlemişsinizdir: Twilight! Bütün kadınlar ayıla bayıla izledi filmi ve oradaki malak vampir Edward'a hasta oldular. Pudra şekeri kılıklı herif öyle bir romantikti ki vampirlere duyduğum saygı yerle bir oldu. Neymiş efendim, bunlar hümanistmiş de hayvan kanıyla idare ediyorlarmış. Sonra hep liseye gidiyorlarmış, ben malım üniversite sınavlarını kazanamadım demiyor da... Neyse, konuyu dağıttık, toparlayalım.
Filmin sonuna doğru hatırlarsanız, sürekli dudağını ısırıp, bulanık bakışlar fırlatıp seksi olduğu izlenimi yaratmaya çalışan hanım kızımız Bella, Edward'a ısır beni de sonsuz aşkı yaşayalım gibi bir teklifde bulundu. Netice de hatun, ölümsüzlüğün bile romantiğini istiyor. Her neyse, eleman ısırdı mı? Elbetteki hayır! Biraz düşündü ve olmaz, sana bu kötülüğü yapamam, lanetlenmene göz yumamam gibisinden laflarla kıvırdı; film bitti. Ben size söyleyim, kız beni ısır deyince bu bi düşündü: "Ulan şimdi bu kızı ısırsam aldık başımıza belayı, sonsuza kadar çekilir mi lan? Şaka gibi be, bır bır bır sonsuza dek başımın etini yer bu. İyisimi ben bir yalan bulayım da ısırmayayım bunu" dedi ve malum yalanı sıktı. Yani neticede erkek be bu? Şu ahir ömrümüzde bile nice insan bir çiçekle geçer mi tüm bahar derken, koskoca sonsuzluğa tek bir hatunla mahkum olmak cehennemde kazan dairesinde çalışmak gibi birşey olsa gerek.


