bütün erkekler toplandık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bütün erkekler toplandık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2010 Perşembe

Erkek İstemek

''Önümüzdeki günlerde Türkiye'ye gelecek Moğolistan heyetinin bavulunda bu kez farklı bir dosya var. Altı kadına sadece bir erkeğin düştüğü Moğolistan, Türkiye'den 20 bin erkek isteyecek.''
Haber bu..

Ve yorumlar;

Sehat arkadaşımın matematiğine hayran kaldım..

Ve bu haberi paylaşmamdaki asıl konuya Muhammet arkadaşımız değinmiş..
Duyurulur..


21 Haziran 2009 Pazar

KIZ TAVLAMA SANATI

Yaz ayları geldi, sınav stresi ÖSS, okul vs. hepsi bitti, artık rahatlama dönemi. Bu sıkıntılı evre bitti bitmesine ama genç kardeşlerimiz için belki daha da yorucu olan bir evre başladı: Sevgili bulma. Halihazırda olanlar es geçebilir bu yazıyı, lafım olmayanlara. Erkekblogları olarak bir amme hizmeti daha veriyor ve genç erkek kardeşlerimize kız tavlamanın inceliklerini öğretiyoruz.

Bu konu tek bir yazıya sığacak bir şey değil, talebe bağlı olarak devamını yazarım; öncelik kişisel hazırlıklar olsun diyorum ve başlıyorum... Dönüşüme hazır ol genç; aklımdayken gidip Kafka'nın dönüşüm kitabını da al bir ara hala okumadıysan. Sebebini söyleyeceğim ben sonra, git al sen. Zaten üç kuruş birşey, msn'den başını kaldır da bir ara ileti dışında birşeyler de oku.

Hediyeyi gösteren paketidir!
İlk olarak gençler kendimize bir çeki düzen vermeliyiz, kılık kıyafet vs. yerinde olmalı. Casanova filmini izlemişsinizdir, ne der orada büyük çapkın: "Beğenilmeki istiyorsan kelebek gibi olmalısın, tırtıl değil. İlk izlenim önemlidir her zaman, o yüzden kızla ilk temastan önce özellikle üste başa dikkat diyorum, akılda kalacak çünkü. Mümkünse o totonuzdan düşecek pantalonlar ile salaş tişörtünüzü kaldırın bir yere, bir süre giymeyin. Alttan görünen damalı boxer ya da çakma kalvin kleynler seksi değil, uyarayım. Ben sordum oradan biliyorum. Şöyle eli ayağı düzgün bir pantalonla derli toplu bir tişört ya da gömlek iyidir, yaz ayları fazla kasmayalım.

Sonra ayakkabıya çok dikkat edin. Bilmeyeniniz yoktur kadınlar ayakkabıya doymaz; bu kadar ayakkabı tüketen bir cinsin ayaklarınıza bakmayacağını düşünmek saflık olur. Git yeni ayakkabı al demiyorum illa, sil yıka boya, temizle yani birşeyler yap. Muhtemelen çoğunuz converselerinizden vazgeçemiyorsunuz, makineye attırın annenize, eli yüzü açılsın. "Benim köyüm toz toprak, geziyorum anırarak" dercesine toz pis içinde ayakkabılarla yanaşma hatuna, sınıfta kalırsın.

Aksesuarlara dikkat!
Şimdi bir kadınla bir erkeğin benzer şeyler giydiğini hayal et: Basit bir jean ve tişört. Bak kadın nasıl şıkır şıkır görünüyor ama erkek öyle mi? Maymun gibi kalıyor onun yanında, niye? Aksesuarlar yüzünden. Kadının küpesi kolyesi, nal gibi kemer tokası, şıpıdık şıpıdık babetleri var da ondan. Üstüne bir de hafif makyaj, ohh mis! Ya biz n'apalım, di mi?
Kadın için takı neyse, erkek için aksesuar odur. Aksesuar deyince de tespih anlama hemen, namaza değil kız tavlamaya gidiyoruz. Erkeksin madem, ince zevklerin olacak. Mesela güneş gözlüğü, kemer ayakkabı uyumu, takıyorsan seçtiğin yüzük, kimi zaman hoş bir kolye, sigara kullanıyorsan ki kullanma daha iyi ama kullanıyorsan da klas bir çakmak, özel bir kalem vs... Liste uzar gider, kendine uygun olanları seçeceksin. Şeytan ayrıntılarda gizlidir. Kadınlar dikkat eder böyle şeylere unutma. Parfüm mesela, hele ki yaz da geldi, çok önemli. Gidip ilk iş kendine hafif kokulu tenine uygun birşeyler al. Traş sonrası losyonları bir boka yaramaz söyleyim. Arko reklamına kanma, o reklamı bir erkek çekmiş, gittim konuştum kendisiyle, bir daha böyle şeyler yapmayacak. Traş sonrası için özel ürünler var, param yok diyorsan niveanın ucuz yollu balzamlarından falan al. Ancak mutlaka ayrıca parfüm al, bazen kokun tipinden daha akılda kalıcı olur, tecrübeyle sabittir. Hele ki teninle uyumlu parfümü bulduysan ilk golü attın say, etkili olacaktır mutlaka.

Saç sakal ve dişler, bunlar da çok önemlidir. Kişisel hijyen yüzünden mahkemelik olan erkekler var. Bunlar ayrıca önemlidir aman dikkat. Bembeyaz dişleri gösteren hoş bir gülümseme sahibiysen sempati toplarsın mutlaka. Saçları da bırak dağınık kalsın, zaten kıl yumağıyım sakalları kesmem ben deme, git berbere adam gibi traşını ol. Hiç değilse mutlaka ayda bir git berbere. Sakal bırakıyorsan şeklini muhafaza et, evde 3-5 günde bir düzelt. Babylis falan birsürü ucuz marka var, al 5-10 yıl kullanırsın, çok işe yarıyorlar.

Daha yazarım aslında ama çok uzadı yazı, zaten bu yazdıklarım da ilk temas öncesi neredeyse yeterli sayılır. Bir dahaki yazıda ilk temas olacak inşallah. Şimdi sen herşeyi anladım ama Kafka ne ayak diyorsan, yazık sana ama söyleyim yine de: Hediyeyi gösteren paketidir ama içinden çıkan daha önemlidir. Görünüşü 10 numara ama kafa tıngır tıngır, ne yapacaksın kızla, ne konuşacaksın? Biraz genel kültür, sinema, kitap vs. bilgin olsun ki iki çift lafın belini kırasın ama, di mi? Hangi kız kafası bomboş adamı ister ki?

1 Haziran 2009 Pazartesi

Gece Bekçisi

Erkek blogcular bir çete kurmuşlar sanırsam Serzeniş Meraklısı'nın önderliğinde, uzaktan haberleri gelmişti ama benden ıraktır deyip üstelememiştim. Ben kendi ıssız kasabamda yalnız kovboy olaraktan hayatımı idame ettirmekteydim. Birgün kasabamda ayak sesleri belirdi, çetenin yolu düşmüş bizim oralara anlaşılan, çok gürültü çıkardılar. Ben tabiki kasabanın tek sakini ve de sahibi olarak hemen kolaçan ettim ortalığı. Fazla iz bırakmamışlar, sadece kasabadaki bazı yapılardan hoşlandıklarına dair notlar bırakmış ve gitmişler. İşgillendim!

Erkek olmak zordur zira, bölgeni savunmasını bileceksin. Sana ait olanları korumak hayattaki en birinci vazifendir çünkü. Ben hemen el tetikte kulak kirişte beklemeye başladım; bir daha geçerlerse bodoslama dalacaktım, derken uyuyakalmışım...
Aniden uyandım, etrafa bir baktım ki ne göreyim: Yine geçmişler! Hemen etrafı kolaçan ettim bir zarar ziyan var mı diye, yoktu. Ancak gariptir yine bir not bırakmışlardı. Okudum notlarını, dostçaydı.

Ertesi gün kuş uçmaz kervan geçmez kasabama bir mektup geldi elden, zarftaki mühürü görünce bildim hemen: Yeni kurulan çetenin elebaşlarındandı, Serzeniş Meraklısı. Hiç karşılaşmışlığımız yoktu lakin dilden dile dolaşan hikayeleri gelmişti bizim oralara kadar, bilirdim bu sebeple kim olduğunu az çok. Neyse uzun lafın kısası, beni çeteye dahil etmek istiyorlardı. Bizim kasabaya hayat gelsin diye çok bekledimdi ama nafileydi, sıkılmıştım da yavaştan. Tek başına bir hayat çekilmez, bilen bilir. Biraz şenlik olsun dedim, hayata neşe katar dedim, yeni yerler görmek güzeldir dedim, kendimi ikna etmek için ne gerekiyorsa söyledim, kısaca 'PEKİ' dedim!

Çete daha yeni, biliyorum. Yalnız civar çeteler pek yamanmış, ortalığın tozunu dumanına katarlarmış, akşam sabah demez saldırırlarmış. Öyleyse benim vazifem de bu toprakları gece vakti korumak olsun. Ne derler bilirsiniz: Su uyur, düşman uyumaz! Çetenin diğer elemanları gündüzleri taktik geliştirip saldırırken, ben biraz daha savunma ağırlıklı kalayım istedim. Gece savunması zordur lakin, göz gözü görmez geceleyin. Ancak hemen söyleyeyim, ben artık bu bloğun Gece Bekçisiyim!

26 Mayıs 2009 Salı

görkemli bir selam

Yok öyle bi' şey, hayatta asla görkemli selamların adamı olamadım. Ya girdiğim bir ortamda beş saat bekledim beni biri fark etsin böyle bi' hal hatır sorulsun diye, veya çıkarttım yanımdaki cep telefonumu sanki çok meşgul bir adammışım gibi kurcaladım öyle...

Tam yeri tam zamanı etiketiyle şunu da belirteyim; kalabalık bir ortamda cep telefonuyla bir kenarda sessizce uğraşan adam/kadın; muhtemelen birisi "vayy çok meşgulsün hayırdır?" tarzı çıkış yapsın diye sanki mesajlaşıyormuş gibi uğraşırken bir yandan da telefonun ışığı sönmesin diye "no" tuşuna basmaktadır... O yüzden dikkat edin, telefonların çoğu zaman ilk aşınan tuşları "no" tuşlarıdır...

Ama şunu düşünüyorum ki, erkek bloglarıysa madem, şöyle içten bir selam mı versem yoksa sessiz bir kenara mı geçsem fark edilmeyi beklesem?

Neyse, uzun lafın kısası ben de buradayım ey ahali... Uzun yazılar yazmayı da pek severim ama! bilmiyorum hiç tanımadığınız bir insanın kırk satırlık zırvalamasına nasıl katlanacaksınız...

Son olarak ilk defa burada kullandığım brokoli'nin kaynağını da belirteyim de içimde ukde kalmasın: Şafak Sezer'in vodafon reklamındaki diyaloğundan esinlenerek(ne esinlenmesi direk apartarak) kullanacağım, ama işin kişisel boyutuna gelecek olursak; toplumsal bir yara olan brokoli nefretini daha da artırmaya çalışacağım. Yok yok, ben cici biriyim niye nefret edesiniz ki benden?

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Bilinmeyenleriyle "Biz"

Ne büyük kelimeymiş şu cinsiyet ayrımı... Herkesler de ne kadar hassasmış bu konuda...
Farklı bişeyler yapmak istedik eğlencelik, tadından yenmeyen böyle... Nedir yani kollektif bi yaklaşıma bu kadar kötümser baktıran size? Anlatın, bizde size o gözle bakalım hatun kişiler, kötü gözle yani...
Şimdi şöyle ki;
Rectoa; tanımayanınız yoktur. Bu adamda karşı cinse küsücek göz varmı allansen? Aklın alıyomu senin? Daş gibi delikanlı, karizması, kültürü yerinde, oturmasını kalkmasını bilir, gündemi harfiyen takip eder, kelimelerini iyi kullanır herşeyden önce, böyle bi adam, feminizmin erkek versiyonunu arayacak kadar, boş mu gözüküyor oradan, monitörün ardından bakınca... Lcd monitör edinin, lütfen yaw!
Pi; hacı, ben bu adamı canımın sıkkın olduğu dönemlerimde tanıdım, geldi bloguma, bir yorum bıraktı, teşvik primi gibiydi, günüm güzel geçti adamın yazdıklarını okuduktan sonra! Sonra blogunu karıştırdım, adamın işi gücü yerinde, her türlü bohem bilgisi mevcut, ne sorarsan sor, (sekiz basamak ve üzeri çarpma işlemleri hariç :P) anında yanıtlar sana, adam bu kadar kültürlü, bu kadar bilgi sahibi.. Bunun yanında hayatı ciddiye alıyor, dolu dolu yaşıyor... Filmini izliyor, en kaliteli müzikleri dinliyor, puCCanın tabiriyle, "fransızların taşşaklarıyla dövdüğü şaraplardan" içiyor lan adam bildiğin... Böyle bi bünyeyi bedenle buluşturduktan sonra, karşı cinsle ödüllendirmezsin de, naparsın allansen... Gay olurum dersen, o da tercih meselesi tabii, o değil ama! Kadınlara küsmez, kadınları küstürmez, adam bildiğin burcuva beyfendisi nan!
Can; abi, bu adam kötü bi başlangıç yapmış olabilir, ama git, oku kişisel blogunu, adam geyik yapa yapa, geyik neslinin tehlikeye girmesine yol açmıştır, geyik yasağı getirilmiştir onun yüzünden. Herşeyden önce; adam yönetmenlik dalında çarpışıyor hayatla, adam, sanatın içinde, sanat, O'nun içinde (eheheh), sanatın olmazsa olmazı kadınları, hayatından çıkarırsa, ne anlamı kalır allansen sanatla uğraşmasının... Sanat için soyunur, sanat için ukraynalı hatunlarla kadıköyde vakit geçirir, sanat için çıplak kaldığı süreyi uzatır, üç bira içtikten sonra, sanat için çişiyle izbe dükkan duvarlarına mona lizanın emitasyonunu çizer, altına imzasını atar, sanat için soyunduğu süreyi, karşılık bulduğu sürece uzatır... Adam bu kadar kültürlü, hayatla iç içe, hayat O'nun içinde (hehehe x 2), e böyle olunca, erkek hayatının olmazsa olmazı, kadınlara cephe alabilirmi bu adam, hemde bu kadar çıplak kaldıktan sonra... Zatürre mi olsun gözünü seviym, bırak abi ya! En fazla sever, sayar ve çıplak kalır! Adam sanatçı herşeyden önce, sanatçıya saygı!
Ben; Serzeniş Meraklısı... Anlatmama gerek varmı ki... Ben aşk olmadan, nefes alıp verdiğim her günün üzerine bi çizik atıyorum takvimlerde, yaşanmamış sayıyorum... Beni de başkası, başka bi postta anlatsın yahu! Kendimi anlatırkene, garip duygular içerisine girdim şincik... :Pp
Böyle bi kadro, kadınlara karşı cephe almaz, güler, eğlenir, eğlenirken, eğlendirir (şaklaban nan bildiğin!) diil tabi diil, içses, kes len! Olacak o kadarın vtr lerinde, "acıcık ucundan değdiriyoruz lan, köklemek gibi bi gayemiz yok" gibi bi kısım vardı, aha, o bizim sloganımız :Pp
Sizler de; yani bayanlar, yaşam öz sularımız, gelin ve ti ye alın bizi, Pi ye de alabilirsiniz, ya da Pi yi de alabilirsiniz, tercih meselesi tabii... :))
Hem eğlenelim, hemde erkeklerin bilinmeyenlerini, hassas noktalarını öğretelim size... Siz de, sevgilisiz, kankisiz kalmayın... Erkeğinizi, elinizde tutmanız için klavuzluk yapalım, eğlenirken, öğrenin yahu!

Durum değerlendirmesi

Dır dır dır dır...
Dün evlenmeden evliliği tattım.. Tabi evlilikteki muhteşem ilk geceyi değilde sonrasında ki gereksiz yaşantıyı..
Ülkemizde erkeklerin neden kadınlardan daha az yaşadığınıda yaşayarak anladım.. Çok şükür geceyi atlattık..


İlk yazıma yorum yapan ''rectoa'' bu yazı hakkında oturan bogamızın bır acıklama yapacagını söylemişti.. Bende serzeniş meraklısı'nı bekler oldum..
Sabahın erken saatlerinde, bir çoğunuzun kıçında pireler gezerken.. Toplantı yaptık.. Bir durum değerlendirmesi..
İstediğiniz oldu reis beni fırçaladı kızlar.. Dedi sen kimsin ne yazıyorsun akıllı ol.. Haddini bil.. Kulağımı çekti.. Masaya yumruğunu vurdu.. Sesini yükseltti.. Yok yok.. İstediginiz olmadı.. Kızmadı.. Aksine.. Aynen devam Can.. Yanlış anlamazsan arkandayım, sert ol, dik dur..
Da demedi..

Bol makara yapıp, yüzümüzden gülücük, yazımızdan sırıtan kafa ifadesi eksik olmayan kısa ama etkili, 20 cm görünümlü aslen 15 cmlik bir konuşma oldu.. Toplantımız başkanın boğaza nazır dairesinde, moldovyalı hizmetçileri ile hazırlanmış kahvaltısına gitmesi ile son buldu..

N'yse, pucca, birdost ve diğerleri benimle polemiğe girmeyin.. Çok tepki alan ilk yazımdan sonra büyük bir kitle oluştu yanımda.. Biline.. Yazım üzerine forumlarda tartışmalar, Facebookda hayran sayfaları açıldı..
Ayaklar ayaklandı.. Bende çıktım masanın üstüne, alkış alan, uğrunda can veririm sloganları atılan konuşmamı yaptım;

Irkdaşlarım.. Az zamanda çok tepki aldık.. Yavaş yavaş büyüyoruz.. İstediğimiz kitleye ulaşınca dayanışamızı göstermek amacıyla 81 vilayette geceler düzenlemeliyiz.. Örgütlenmeliyiz.. Yetmicek vakıf açıp milleti bedava milli etmeliyiz.. Issız erkeklerimizi tedavi ettirmeliyiz.. Bu blogda her hafta bir erkek blogu tanıtmalıyız..Kocaman bir kural sekmeleri açalım.. Heddefimiz en çok takip edilen kadın blogunun 2 katı izleyiciye ulaşmak olsun.. Büyük düşünelim.. Onlar yüzlere, yüzler binlere, binler milyonlara.. Her erkeğe iş, aş(haydar baş), Moldovyalı veya Ukraynalı.. Doritos getire biliyorsa bizde getirebiliriz Limayı azmedelim..
Dostlarım.. ırk-ı mühimler;

Buuuu tepkilerrr biziiimmm dahada büyümemizzdeeeee köstek değil destek olmuşturrrrrrrr..
Tepkilerrrrrrrr biziiii küçültmez aslınaaaa onlardan beslenirizzzzzzzzzzz
Yılmayalım.. Brezilya'ya karnavala gidelim.. ordan Japonya'ya geçip geyşa bulalım.. Lale devri yaşatalım her erkeğe..

Bu konuşmam sırasında meydanları dolduranlara , yanımda olan mert'e, maılıme tebrık mesajları atan perşembe ve cuma namazından önce çalışmayan tüm erkeklere teşekkürler..

Bu ulvi görevde, dikenli yolda, haklı mücadelemizde Allah yar ve yardımcımız olsun..

Dünki yazıma fitil olanlar.. Olun olun.. Bugün Kadiköydeyim.. Ukraynalılar geliyor.. Ben onlarla eylenirken siz fitil olun bol bol yorum yazın.. Korkunun ecele faydası yok.. Nihahaha... Buda hayatı gerçekleri işte.. Sen dün öyle bi yazı yaz bugün çık dışarı kız ayarlamaya çalış.. haha..

(son paragrafta nihaha, haha gibi yazıyı yazarken defalarca cıkardıgım seslerı yazdım.. yok yok kime diyorum ki ben.. kudurun.. gerçi bu yazıda kudurulacak ne bulacaksanız)

19 Mayıs 2009 Salı

Kolları Sıvadım Ben...

Selamlar...
Tema çalışmalarına başladım ben... Ana şablon olarak bunu düşünüyorum... Veya Blogger'in standart temalarından minimanın beyazının üç kollusu üzerinde çalışabilirim ki, bu daha yakışıklı bana göre. Bunun üzerinde header, kutucuk başlığı resmi v.s. çalışacağım... Ama şuan pc de fotoşaaaooğğğp denen mucizevi program yüklü değil, cihaz format yemiş...
Bu temada yukarıdaki bordo kısım tahminimce header konduğunda kaybolacaktır. öyle olduğunda, fontların renk ayarlarını kıpraştırarak, halledebiliriz son rötüşleri...
Header hakkında fikir beyanlarınızı da alabilirim...
Ben diyorum ki; türk sinemasının unutulmaz jönlerinden (tabiki nuri alço ve coşkundan bahsediyorum :Pp) oluşan, komplike bi header yapalım...
Veya; bilindik erkek olmazsa olmazları ve yazı tabanlı bi header yapalım, karman çorman böyle...
Fikir zikrederseniz, işim kolaylaşır...
Evet... Bekliyorum ben, bu arada programlarımı da yükleyeyim, çalışmaya hazır hale getireyim...
(siminyanın verdiği gazla, bi çok insan gelip gitmiş, hoş gelmiş, beş gitmiş alayı...)

15 Mayıs 2009 Cuma

duydum ki...

noluyo huleyn burda! diyerek, kadir abi girişi yapmak istiyorum arkadaşlar...
aşk-meşk... bunlar değildir ki beni benden eden...
hala istanbuldayım ben, anne ve baba faktörü çorluya göndermek istemiyor... bende, hak verirsiniz ki, ev toplamamanın, yemek yapmamanın, kendi ayaklarımı yerden kaldıran bu iki insanın, keyfini sürüyorum...
üstteki paragrafı unut, kötü bi etki bırakıcak vesselam... hacı hastayım ya hala, 1.95 boyuma rağmen hala onların gözünde çocuğum ya, onların "minik" yavrularıyım ya, kıyamıyolar bana, orda gidip yaban ellerde bulaşık yıkamama, ev süpürmeme falan... ben çok istiyorum aslında :P ama göndermiyolar, aileye saygı, kararlarına saygı, saygılı bi türk genciyim ben, aaa lütfen! :Pp
neyse; şincik burda benim bilgisayarım vardı normal şartlarda, internet bağlantım vardı, ama göçünce çorluya, hepsini aldım yanımda götürdüm... evet evet, internet bağlantı kablomu bile götürdüm, böyle de çirkefimdir... sonra, internet bağlantısı küstü, erişimi noktaladı... v.s.
sonracıman; yanımda bi kaç fazla elbise getiricem diye, laptopumu sattım, yarı yolda bıraktım ben.. çorluda yani... e böyle olunca, yazı bile yazamıyorum ki ben doğru dürüst... isterseniz paintten bişeyler ayarlayayım, yerseniz :Pp
temanın üç dört saati var normalde... ya base siyah, ya base beyaz kullanıp, kafasına da bi header geçireceğiz, ama bunun için fotoşop denen mucizevi program gerekli... sonra, banner dediğimiz şeyi jpg formatında yapmak istemiyorum, şöyle cıncıklı, hareketli bişeyler olsun istiyorum... e bunun için de flash programı gerek en kötüsünden... hadi programları buldum, ben kendi farem olmadan, kendimi işime veremem ki... kablosuz kendileri, ruh halime göre göbeğimde, sol kolum üzerinde, sağ bacağımda, bazen yüzümde filan çalışırım yani... yapamam böyle cafe köşelerinde anlicanız...
bu zamanda da, tanıdığımız erkek blogger arkadaşlarımızı bloga yazar olarak dahil edebiliriz mesela... içerik birikimi yaparken, planlama dahilinde etiketlerini, bölümlerini belirleyebiliriz yazıların... sonrasında yazı girme aralığıdır, blog tanıtım sitelerine üye olmaktır, böyle kıldan yünden şeyleri halledersek, temayı oturttuğumuzda hiçbir derdimiz, tasamız olmaz diye düşünüyorum...
birde; aşk var, aşk olmadan, geçer mi bu hayat yahu! o konuya da fazlası ile kafa yoruyorum, rayına oturtulması gerek, bildiğiniz üzre...
son olarak, duydum ki cesetizleri (örgütün bilgi kaynağı, eğitim sorumlusu... çocukları küçük yaşlarda ele geçirip, beyinlerini yıkamayı planlıyor kendileri... henüz başarılı olabilmiş değil...) hala al yazmalım ı izlerken ağlarmış, kendinden geçer, kağıt havlularla daha bi samimi olurmuş... birde hala düzgün olarak türkçeyi okumayı sökememiş, ilk okul birde taktıkları kurdaleyi de, peşkeş çekmişler, sınıf örtmenine yüklü miktarda tebeşir ve kayın ağacından bi sopa hediye etmişler, bağış adı altında, kurdale için... duydum, çok ayıpladım hacı :Pp
sonrasında... geçen günlerde siminya (örgütün ele başısı, çok gaddar olduğu, erkekleri kulaklarından asarak feminist bir dünya oluşturmayı planladığını biliyoruz...)yı izbe bi işkembecide görmüşler... o hanımefendiliğinden, o insanı baştan çıkartan, işvesi, cilvesinden eser yokmuş... tanınmamak için erkekleri tavlarken kullandığı siyah dekolte kıyafetinden sıyrılıp (iş elbisesi bi nevii), eşofman takımı ile gitse de, o pembe kafasıyla tanınmadan edememiş... yani demem o ki, suşi restoranlarında boy gösteren, beyaz şarap ve şampanyadan başka bir şey içmeyen, görünen yüze aldanmayınız... normalde böyle bi hali yok, eser yok... kanmayalım, kandırılmayalım...
evet, sevgili erkek dayanışmasının, gururlu yazarları ve okuyucuları... (tabi ki sadece erkekler) gördüm, duydum ve yazdım...
feminen, feminist bir dünya düzenine hayır!
cesciim, inşalla en kısa sürede kpss denen iğrenç düzenden sıyrılıp, meslek hayatına başlarsın, tabiki de dileklerimiz bu yönde... maksat, şu tasa dolu kürenin içerisinde, biraz neşe, biraz eğlence...
ayrıca siminyacım; senin forsunu, cakanı, havanı, hiçbişey bozamaz, tabiki de bunun bilincindeyiz... :)

14 Mayıs 2009 Perşembe

Ne yapmalı?

Efendim erkekleri örgütlemeye yönelik yazımıza Rectoa'dan gelen yürek parçalayıcı yorumla beraber, acı gerçekler bir kez daha yüzümüze tokat gibi vuruldu.

Serzeniş Meraklısı kardeşimizi yoldan çıkaran bir bayan arkadaş yüzünden tam anlamıyla düzeltilmiş bir temayı bırakın, bir banner'ımız dahi yok! Bu genç adamın aşık olmasıyla, Erkek Blogları camiası büyük bir darbe yemiştir ne yazık ki...

Neyse, ne yapacağız? Bize bir banner lazım. Şu temayı bize daha uygun gelecek şekilde uyarlamamız gerekiyor ve sonra da yapacağımız banner'ları bloglarımıza ekleyerek şova başlayacağız.

Ardından daha ciddi atılımlar yapıp, tüm erkekleri bir çatı altında toplamak suretiyle buraların tozunu attırabiliriz!

Vesselam...

Sıvayın kolları!

Yahu arkadaşlar, -erkek arkadaşlar- neredesiniz? Hani hayallerimiz gerçek olacaktı, hani feminen bir dünya hayali kuranlara acımayacak, o eski, o güzel, o erkeğin tek hakim ve rakipsiz olduğu zamanları yaşatacak, yaşayacaktık! Şimdi neredesiniz?

Benden başka kimse kadın bloglarına çamur at izi kalsın mantığıyla yaklaşmıyor! Her gün yeni bir sataşma vardır umuduyla giriyorum ama hani?

Tam takır kuru bakır... İcraat beyler, icraat...

Genç ve güzel bayan blog yazarlarını bulup özgüvenlerini yaralayın kardeşim! Yapın bunu! Onlar ki, genç ve güzeldirler. Gerdan kırar, kaş göz oynatırlar. Şüphesiz ki, size, onlara karşı koyacak, oyunlarına gelmeyecek kudret bahşedilmiştir.

Yanı sıra erkek bloglarını görün, buraya davet edin yazarlarını, tanıtın. Tanıştırın...

Olmaz böyle, hadi bakalım. :) Sıvayın kolları...

12 Mayıs 2009 Salı

Kadın Blogları!

Bayan blog yazarlarının erkeklere karşı vahşi bir tutum takındıklarının farkında mısınız? Hepsi değil elbette -ki hanımefendilikleriyle göze batan o narin, o güzel bayanlara buradan hep beraber el sallayalım-, fakat elebaşları Siminya olmak üzere bazılarında, erkeklere karşı düşmanca tavırlardır, kırıcı yaklaşımlardır almış başını gidiyor. ( İçses: abart, abart...)

Öncelikle buradan Sayın Cumhuriyet Başşavcımız Zekeriya Öz'e seslenmek istiyorum. Sn. Öz, sizi göreve davet ediyorum. Aşağıda adı geçen kişilerin blogroll'leri dahi incelensin, bir yerde açık verecekleri kesindir. Gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde mutlak surette kötü emelleri açığa çıkacaktır. ( İçses: gazla, gazla...)

Siminya'ya bakıyoruz... Suçu bıyık bırakması olan babasından tutun da, tertemiz bir mahalle esnafı olan Ahmet amca'ya, kısa boylu erkeklerin gerdek gecesi ne yaptığına kadar varan -ki bunlar sadece son üç beş yazısından üstünkörü seçilmiş örneklerdir- acımasız, insafsız yazılarla dolu sayfası. Kınıyoruz. Bloguna siyah renkli yorumlar yazarak protesto edeceğiz.

Bi dost... Bakın bugün bir güzel sinirlenmiş, tutmuş adamın 1,74 gibi erkekler için kısa bir boyu olduğunu ama bunu "senin de boyun kısa, soğan cücüğü kadarsın n'aaber!!?" gibi o genç arkadaşımızı üzmesin diye söylemediğini açıklamış. Altındaki yorumlarda da "1,74 de sahiden kısaymış, yanlışlıkla üstüne basmasak bari" tarzı açılımlar var. Böyle olmaz...

PuCCa Günlük'e gidiyoruz... Elebaşı Siminya dedik ya... Hani bunlar örgüt kursa, ya da böyle bire örgüt varsa - ki bu şüpheyle başşavcıyı göreve davet ettik -, PuCCa mutlaka ve mutlaka örgütün ikinci adamıdır. Ayrıca ikinci adam olsa da olmasa da Siminya'nın taktik ve uygulamalarını fazla yumuşak buluyor, erkekleri bir kaşık suda boğan faşist bir yönetim için darbe planları yapıyordur. Şahsen kendisinden tırstığım için onunla ilgili planları daha gözüpek bir delikanlı yaparsa sevinirim.

Örnekleri çoğaltıp uzatmak istemiyorum. Verilen linkleri ve altındaki yorumları okursanız gereken şüphe ziyasediyle uyanacaktır zaten.

Ama asıl eleştirimi sona sakladım... İşin bu bölümünde Zekeriya Öz'ü de göreve çağırmıyorum. Bu biz erkeklerin kendi içinde halletmesi gereken önemli bir mevzu.

Bu kişilerin, bizleri yerin dibine sokup çıkaran yazılarının altına keyifle yorumlar ekleyen erkeklerden bahsediyorum, evet. Onları erkek blogları projesi kapsamında tespit ederek karantinaya alacak ve topluma olması gerektiği şekilde geri kazandıracağız.

Evet, yapacağız...

Not: Burada adı geçenler canımız ciğerimizdir. Güzel yazılarıyla bizleri gülümsetenlerdir. Bizim yazdıklarımız da şakadır, espridir, bu kişilerin popülaritelerinden nemalanmak suretiyle prim yapmaya çalışmaktır. O kadar.