maksat ortalık karışsın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
maksat ortalık karışsın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2010 Perşembe

Erkek İstemek

''Önümüzdeki günlerde Türkiye'ye gelecek Moğolistan heyetinin bavulunda bu kez farklı bir dosya var. Altı kadına sadece bir erkeğin düştüğü Moğolistan, Türkiye'den 20 bin erkek isteyecek.''
Haber bu..

Ve yorumlar;

Sehat arkadaşımın matematiğine hayran kaldım..

Ve bu haberi paylaşmamdaki asıl konuya Muhammet arkadaşımız değinmiş..
Duyurulur..


28 Ekim 2009 Çarşamba

Parçadan Bütüne #1


Bazı kızların ağızlarına sıçan erkek arkadaşlarına karşı yaptıkları tek şeyin ağızlarını biraz daha açmalarını genellesek mi genellemesek mi?

30 Eylül 2009 Çarşamba

Sorunsal

Arkadaşlar,

Madem hatunuz er milletini bilmiyoruz çözemiyoruz. Sorunsalımızı ortaya koyalım da akıl versin er kişiler.

Bir adam neden durduk yere saldırganlaşır? Ortada hiç bir mesele yokken neden çatmak için yer arar?

4 Ağustos 2009 Salı

Kadınlar neden delirdi

Kadın milleti şöyledir, böyledir diyonuz ya aslında tüm bu hastalıklı ilişkilerin ve olayların müsebbibi sizsiniz. Oh be söyledim rahatladım.

Erkek milleti hastasınız ve kadın milletini hasta ediyorsunuz. Oh be, bunu da söyledim rahatladım.

Hayatımda konuşlanmış tüm erkeklere bakarak söylüyorum bu cümleleri. İşyerimde amirim de memurum da hasta. Sevgilimi hiç sormayın, ne model manyak ben çözemedim daha. Babam derseniz alacak olan varsa hemen satayım. Kendisi iyi bir aliden gelmiş olup, maddi durumu fena değildir. Eli yüzü de yaşına göre oldukça düzgündür. Kelepirdir, ihtiyaçtan acilen satlıktır.

Kadın milleti ne yapsın, bunca manyak içinde. Ehveni şerden en uyumlu manyağı seçip sistem kurmaya çalışıyor gariplerim.

Sonra da üç beş erkek bir araya gelip erkek blogları adı altında kadınların dengesizliğini konuşuyorsunuz. "Yuh" derler adama ki hatta ben dedim bile "Yuh".

18 Temmuz 2009 Cumartesi

RUMUZ: EMİNE ALBAYRAK

Dün Erkek Bloglarındaki ''Acil'e gittim döneceğim'' yazısına gelen bir yorumun hikayesini okuyacağız hepimiz..

-Merhaba,
Sayfanıza sanırm ilk yorumum olacak.Yazınız benim için artık sıradan denilebilecek kadar basit ve aciz bir yorumla yazılmış.Sizin gibi bir kişiliğin bu kadar sığ denizlerde yayın yapması ve bir grup insan topluluğunun da buna prim vermesindendir ki mesleğim böyle dillere düşüveriyor.Çok mühim mi derseniz aslında değil.Ama uğraşıcak ve yazacak daha mühim konuların olduğu bir dönemde kısır bir döngüyle aynı muammaları bahşetmeniz beni sadece düşündürdü..
Neyse sağlıklı,gerçekçi,boşluktan öteye bir adım atacak yarınlara...-
Rumuz: Emine Albayrak

Emineciğim.. Kadınlaryazıyor gibi blogları okuyup okuyup buraya girmen bu yorumda etkili olmuş anlaşılan.. Bu yazı sana ve senden öncelikere.. Tabi sonrakilerde olacağını bilerek..

Eleştiri..
Rencide eder yanı varmı tartışılır.. Ha benim gibi mezhebi geniş adamlar için yok.. Ama olsun.. Erkek Bloglarının olaya el koyması; ilk açıldığımız günden beri yaşadığımız sorunları artık yaşamamak için konuşması gerekiyordu.. Benim bu bloga yazdığım ilk yazı da (ilk yazım) ciddiye alınıp baya tepki almıştı.. O kadar tepki ki iş yorum kısmını kapatmaya kadar gitti.. O günde aramızdan biri çıktı; yazdı yazdı..

Ama nafile.. Yazılarımıza gülen kafa, somurtan surat, dil çıkarma gibi ifadeler koymadığımızdan dolayı algılanamıyoruz.. Çok ciddiye alınıyoruz.. Kadınlaryazıyora sataşayım, (kendi blogumda üzmezi kötülemiştim) burda H.Üzmezin tam boy resmini yayınlayayım diye düşüncem gelebilecek sığ düşüncenin doğurduğu bu tarz yorumlar yüzünden düşüncede kaldı.. Tıp ki; bir çok makara konusunu da katılmadan, düşünmeden, empoze etmeden okudukları için atlamak zorunda kaldık..

Bu blogdan ciddi birşeyler beklemek heralde imkansız.. Giriştede bahsettiğim gibi izleyicilerimizin başka blogları okuyup, bu blogu, yazarları aynıymış gibi görnesi, öyle istemesi n'yazıkki gerçek..


not: bu yazıda yerden yere vurmak, suratına çarpmak, rencide etmek ve bu yaptıklarımıda işime bağlamak istiyordum ama yapamadım..
ha birde bloguna girdim, baktım gayet güzelsin.. ben hemşire olsam, çirkin olsam senın yazdıklarını düşünürdüm de.. yaşın küçük olsa seni alırdım diyeceğim ama daha büyük laf işitmekten korktuğum için diyemiyorum.. iyi tatiller.. dinlen gel.. yeni acı yorumlarını bekliyorum..
nasip, kısmet..

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Kadınlar lar lar, Yazıyormuş muş muş...

Geçenlerde bir yazı yazmıştım ya (''kadın blogları olaydı bura'') Hani atıp tutmuştum kadınlar olsa şöyle aşk, böyle komedi, bu tür yazı, idöl felan fıstık..

Biraz dalga geçme, biraz takılma, gülüp eylenme..

Tabi o yazıda; yazarlar bu blogdaki yazarlar olarak düşünüldüğünden tepki almadık.. Ve bugün bir topluluk blogu gördüm.. Kadınlaryazıyor..

Atıp tutuklarımdan renk olayını tuturdum..
Yazdıkları, çizdikleri konusunda tutmadı maya..
İzleyici konusuda tam düşündüğüm gibi..

Gelelim içeriğe.. Gayet ciddi.. İddia ediyorum benim bahsetiğim çizgiye kaymaları zaman almayacaktır.. Evet şuan ciddiler ama belli konulara.. Cinsel istismar, taciz, Üzmez.. Feminist duyguların çıkardığı doğru yazılar.. Ülkemde bu feministlere konu çıkmama ihtimalini ve yaazrlarının duruşunu bilerekten, bu blogun açıldığından haberim olmadan yazdığım yazıdakilerin hepsinin yaşanacağını düşünüyorum..

Dikkat ettiyseniz o maddelerin ucu açıktı.. Şuan o ucu açık şeyleri yazıyorlar..

Açıkcası çok sevindim bu blogu gördüğümde.. Atışabileceğim bir blog çıktı dedim.. Ama şuan atışamıyorum.. Malum konular.. Amaç kadınlara saldırmak olsada, Üzmezin safına geçemiyorum.. Ama en kısa zamanda bir yerden yakalayıp atışmayı umuyorum..

Lanet olsun kötülük..

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Kadın Blogları Olaydı Bura

Bu blog kadın blogları olaydı..
Yazarları kadın, yazıları pembe olaydı..
Açaydım gollarımı..

N'olurdu?

Blogda Ayla Dikmenden ''Anlamazdım'' şarkısı çalardı..
Pasta, börek tarifleri, altın günü sohbetleri yeralırdı..
İzleyici sayısı 500'ü geçerdi..
Bir erkek bulunup, orası burası yazılırdı..
Ucuz alışveriş mekanlarının adresi bulunurdu..
Ayın kıyafeti seçilirdi..
Yorum kutucuğu, yorumdan msn'ye geçmeye çalışan elemanlarla dolardı..
Google üst sıralarda çıkartırdı..
İdaal topuk boyu tartışması olurdu..
Futbol sadece yakışıklı futbolcuların etrafında konuşulurdu..
Ayda bir her yazar regl muhabbeti döndürürdü.. Kimi ilk reglini, kimi geciktiğini yazardı..
Issız Adam özlemlerini yazar yazar, bulduklarında ise 3. viteste kalıyor diye yazarlardı..
Saç düzleştir butonu olurdu..
Mal mal insanlarla çıkıp, üzüntüleri yazılır, diğer kızlardan da teselli yorumları alınırdı..
Hadiseyi çekemez, Norveçliye gönüllerini vermek isterlerdi..
Tuna Kiremitçi okunurdu..
14 şubatta alınan hediyeler yarıştırılırdı..
Her özel gün öncesi, erkek izleyicilerin bilinç altına hitap edilecek yazılar yazılırdı..
Ayşe Arman kıskanılırdı..
İdolümüz bu bacı olurdu..
.
.
.
....

Daha niceleri olurdu..

15 Haziran 2009 Pazartesi

Google fight

Geçenlerde nette öylesine gezinirken bir yerde okudum google'ın dövüş kulübü olduğunu. Hizmette sınır yoktur anlayışıyla hareket eden google amcam, online dövüşleri sanal aleme taşımış ve bize de ringe dövüşçüleri çıkarmak kalmış. Ben de can sıkıntısından blogcuları dövüştürsem acep ne çıkar ortaya diye merak ettim. Aklıma ilk gelenler siminya ve pucca oldu. Bakalım sonuç ne çıkmış:

Siminya: 26 900 vs Pucca: 1 600 000

Ancak şimdi adil olmak lazım; bu zımbırtı yapılan aramalardan yola çıkıyor ve dolayısıyla aynı zamanda bir çizgi film karakteri olan pucca açıkara önde çıkıyor. O zaman biraz daraltmak lazım dedim olayı ve aramayı şu şekilde yaptım:

Siminya: 26 900 vs Pucca günlük: 31 900

Yine de Siminya biraz geride kaldı; dövüşün galibi Pucca...

11 Haziran 2009 Perşembe

Son anda!


''Aziz blogdaşlarım..

Bir defa daha belirtiyorum ki Erkek Bloglarının silahlı neferleri aziz Erkek blogcularının refah ve mutluluğu, Erkek Blog yazarlarının bütünlüğü ve gittikçe azaltılmaya çalışılan Erkek Blogları Dayanışma felsefesine yeni işlevlik kazandırmak, kendi kendini kontrol edemeyen blogu sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan erkek gücünü yeniden eğemen kılmak için yönetime müdahale etmek zorunda kalmıştır.

Yazarlar olarak hepimiz, Erkek Bloglarının refahı uğruna herşeyimizi, blog yazarlığından atılmayı dahi seve seve feda etmeye hazırız.

Blog camiasında her zaman bulunabilen ve son dönemlerde artmış Erkek düşmanları size yalanlar düzerek size aksini söyleyecekler ve menfi propagandalara başvurabileceklerdir.''



İşte bu yazıyı Erkek Bloglarının taslaklarında gördük.. Erkek Bloglarının demokratik yazarları olarak(can,brokoli) bu gece yapılması planlanan Trt baskınını önlemiş bulunmaktayız.. Desteklerinizi beklioruz..

26 Mayıs 2009 Salı

Tivi ve Erkeklerin Durumu...

Bir çok tivi kanalında, din kültürü ve ahlak bilgisi ve ilahiyat derslerinin ders notları döşenmiş, “gerçekten kesit”, “üçyüzbinyediyüzseksenbeşinci his” “bilmem kaçıncı boyut” “sırların kapısının anahtarı” gibi abidik gubidik programlar var bilindiği üzre…
Giriş ve gelişme kısmı, normal şartlarda yaşanır. Sonuca gelindiğinde de “vay anasını!” efekti vermemizin gerektiği, garipliklerle dolu bi kapanış olur ve “iyiler mutlaka kazanır” etiketi altındadır bu. Kötünün burnu sürter, kötü ölür, kötünün foyası meydana çıkar… İyiyse aklanır, iyi huylarından dolayı ödüllendirilir, iyi hislerine sığınmışlığın getirisi olarak kazançlı çıkar…
Bir de dizilerimiz... Vazgeçemediklerimiz... Diziler daha geniş bir yelpazede yer buluyor doğal olarak... "Çiftlikte aşk", "evde aşk", "iş yerinde aşk", fantazi deniyelim (aynı senaryoları farklı yüzlerle çekmekten sıkılmış yönetmenin dizisi) "sokakta aşk", "en ön sıradakiler", "ana caddeler", "bakalım yaprak dökülecek mi?", "aslında romantik, ama yalancı da" "turtalar vadisi" "koldan bacağa", "memnun-ül aşk" filan, böyle garip garip dizilerimiz mevcut televizyonlarımızda...
Yapmayın bunu abicim artık... Önceden ne güzel yerli yabancı filmlere yer verirdiniz... Yada dizileriniz inanılmaz kaliteli olurdu... Yapmayın birader! Televizyonu karıştırıyorum... Kablo tivi var hali hazırda. Hem şu bilgisayarın başından da birazcık kalkayım diyorum, tiviye bakmak bahanesiyle... Böyle kuzu kuzu, birşey üretme derdim olmasın belli bi süre diyorum, kendimi faydalı hissetmek istemiyorum moduna geçmek istiyorum, kısa bi süreliğine de olsa... Yok abicim... Körelmek istiyorsan, tivi izleyeceksin...
Neyşınıl ceografik, tienti, entivi, diskaveri çenıl, cnbce, sienentürk ve bir kaçta yabancı kanal harici, hiç albenisi olan yayınlar yok tivide... E yukarda saydığım kanallarda, kendilerini tekrar ediyorlar sürekli... Sürekli amerikan çupırdır, haberdir, mit bastırstır, borsa parametreleridir, yüksek binaların yapım aşamasıdır, kültür-sanattır, yabancı dizidir (ki zaten, aram yok pek diziyle), uzay bilimidir, doğal yaşamla savaştır izlenmiyor ki!
Mesela bu akşam, hangi kanal olduğunu hatırlayamıyorum, bir ingiliz kanalında "en zayıf halka" programının, orjinal sürümünü izledim... Acayip keyifliydi... Sunucu hanımefendi de aşırı feminist, yuvarlak çerçeve bi gözlük, kısacık sarı bi saçla, mükemmel bir görsellik sunuyordu izleyicilerine... Birde kelimeleri telaffuzu, nefesini kullanma şekli filan, çok hoşuma gitti. Yarışmanın konseptinde, "kodummu oturturum, ümüğünü sıkarım" formatında bir tavır takınması gerektiğinden dolayı, ortaya fazlasıyla sempatizan bi karakter çıkarmışlar... Duyduğum hayranlık üzerine, yarışmayı sonuna kadar izledim... İşte tivi kültürüm, içerik sıkıntısı nedeniyle böyle kıstaslarla belirleniyor benim...
Tivi sekiz ve kanal birde, akşam kuşağında genelde yabancı film oluyor mesela... Ama onlar da, amerikanın tutunamayanları oluyor, çok nadir, mükemmel filmleri veriyorlar da, denk geldiğinde günü kurtarmışlık hissi uyanıyor bünyede...
Al sana kadınların şekillendirdiği bir çarpık düzen daha... Hep sizin takip edip yücelttiğiniz dandik yapımlar yüzünden, bize izleyecek birşey yok şu kutuda!

kadın üstündür

Şimdi böyle deyince herkes bir ooo çekecek tabi, erkek bloglarında kadın üstündür dendi lan diye yanındakini dürtecek; önce bi' sakin olun.

Kadın üstündür... Neden?

Çenesiyle bir erkeği hiç gocunmadan öldürebilir mesela...

Bir erkek aynı anda en fazla üç bilemedin dört kızla ilgilenebilirken bir kadın dünyanın hepsiyle ilgilenir, gene de kimsenin ruhu duymaz, elinde oynatır milleti...

Alışveriş gibi bir olayı tapınma şöleni haline getirmede de kadın üstündür. "Ayyy indirim varmışşşşşşşşşşşş" diye birbirinin suratına suratına bağıran kadınları gördükçe, aman diyorum, ben almiim...

Kadın kuruntu yapmada, kıskanmada, komplo teorisi üretmede feci halde üstündür. Bir erkek buluşmaya beş dakika geç gelsin, hemen aklından kurmaya başlar kadın; "eski sevgilisiyle mi", "nerede", "beni aldatıyor kesin" vs vs. Ayrıca sebep yokken akıllarında kurdukları psikopat hikayeler sebebiyle ilişkileri yokuşa süren de çoğu zaman kadınlardır.

Yani demem o ki, iyi ki erkeğim, iyi ki böyle "üstünlük"(!)lerim yok...

19 Mayıs 2009 Salı

N'dirki kadın blogları

Beni aralarına alanlara teşekkür ederek, ilk yazıma başlamak istiyorum..

500, 600, 700 belkide 1000 izleyicisi olan kadın blogları karşısında 50,100, 150 belkide 200 izleyicisi olan erkek blogları olarak dik duruşumuzun, ulvi ve kutsal mücadelemizin simgesidir Erkek blogları..
En kısa zamanda bu mücadelede bizlere destek olacak arkadaşlarımızıda tek çatı altında toplamayı amaçlayan bu blogda görmek istiyoruz..



500, 600, 700 belkide 1000 izleyicisi olan kadın blogları dedim yukarıda.. Bu doğru.. Onlarca takipcileri mevcut.. Kalemleri kuvvetli olmayan, yazı yazmayı beceremeyen, yazıları abazanlar tarafından (özellerini anlattıkları için) dikkat çeken bu bloglar tek gecelik ilişki, yaz aşkı gibidir..
Ötesi değildir..

Kendilerini gizleyen bu bloggerler bana +18 telefonlardaki kadınları hatırlatmakta hep.. Blogları, kullanıcı resimleri seksi ya kendileri.. Yaşadıklarını mı, yoksa yaşamak istediklerini mi yazıyorlar.. hep merak etmişimdir..

Erkeklerin aracı olmuş, aracı olduğu için bu kadar izleyiciye sahip olmuş (ha birde entel-dantel, nakış-dikiş blogları tarafından izlenen) bu bloglar gün geçtikçe büyümüş, büyüdükçe onları büyük yapanlara sırt çevirmişlerdir..
Tıpkı halktan gelip halka sırt çeviren liderler gibi.. Unutulmamalıdırki lideri lider yapan halk onu başaşşağı etmesinide iyi bilir..

Her fırsatta belittiğimiz gibi bizi bu mücadeleye iten, hiç hesapta yokken laf atıp bizleri kendilerine düşman belliyen bloglar; yeni bir mücadele doğuyor..

15 Mayıs 2009 Cuma

duydum ki...

noluyo huleyn burda! diyerek, kadir abi girişi yapmak istiyorum arkadaşlar...
aşk-meşk... bunlar değildir ki beni benden eden...
hala istanbuldayım ben, anne ve baba faktörü çorluya göndermek istemiyor... bende, hak verirsiniz ki, ev toplamamanın, yemek yapmamanın, kendi ayaklarımı yerden kaldıran bu iki insanın, keyfini sürüyorum...
üstteki paragrafı unut, kötü bi etki bırakıcak vesselam... hacı hastayım ya hala, 1.95 boyuma rağmen hala onların gözünde çocuğum ya, onların "minik" yavrularıyım ya, kıyamıyolar bana, orda gidip yaban ellerde bulaşık yıkamama, ev süpürmeme falan... ben çok istiyorum aslında :P ama göndermiyolar, aileye saygı, kararlarına saygı, saygılı bi türk genciyim ben, aaa lütfen! :Pp
neyse; şincik burda benim bilgisayarım vardı normal şartlarda, internet bağlantım vardı, ama göçünce çorluya, hepsini aldım yanımda götürdüm... evet evet, internet bağlantı kablomu bile götürdüm, böyle de çirkefimdir... sonra, internet bağlantısı küstü, erişimi noktaladı... v.s.
sonracıman; yanımda bi kaç fazla elbise getiricem diye, laptopumu sattım, yarı yolda bıraktım ben.. çorluda yani... e böyle olunca, yazı bile yazamıyorum ki ben doğru dürüst... isterseniz paintten bişeyler ayarlayayım, yerseniz :Pp
temanın üç dört saati var normalde... ya base siyah, ya base beyaz kullanıp, kafasına da bi header geçireceğiz, ama bunun için fotoşop denen mucizevi program gerekli... sonra, banner dediğimiz şeyi jpg formatında yapmak istemiyorum, şöyle cıncıklı, hareketli bişeyler olsun istiyorum... e bunun için de flash programı gerek en kötüsünden... hadi programları buldum, ben kendi farem olmadan, kendimi işime veremem ki... kablosuz kendileri, ruh halime göre göbeğimde, sol kolum üzerinde, sağ bacağımda, bazen yüzümde filan çalışırım yani... yapamam böyle cafe köşelerinde anlicanız...
bu zamanda da, tanıdığımız erkek blogger arkadaşlarımızı bloga yazar olarak dahil edebiliriz mesela... içerik birikimi yaparken, planlama dahilinde etiketlerini, bölümlerini belirleyebiliriz yazıların... sonrasında yazı girme aralığıdır, blog tanıtım sitelerine üye olmaktır, böyle kıldan yünden şeyleri halledersek, temayı oturttuğumuzda hiçbir derdimiz, tasamız olmaz diye düşünüyorum...
birde; aşk var, aşk olmadan, geçer mi bu hayat yahu! o konuya da fazlası ile kafa yoruyorum, rayına oturtulması gerek, bildiğiniz üzre...
son olarak, duydum ki cesetizleri (örgütün bilgi kaynağı, eğitim sorumlusu... çocukları küçük yaşlarda ele geçirip, beyinlerini yıkamayı planlıyor kendileri... henüz başarılı olabilmiş değil...) hala al yazmalım ı izlerken ağlarmış, kendinden geçer, kağıt havlularla daha bi samimi olurmuş... birde hala düzgün olarak türkçeyi okumayı sökememiş, ilk okul birde taktıkları kurdaleyi de, peşkeş çekmişler, sınıf örtmenine yüklü miktarda tebeşir ve kayın ağacından bi sopa hediye etmişler, bağış adı altında, kurdale için... duydum, çok ayıpladım hacı :Pp
sonrasında... geçen günlerde siminya (örgütün ele başısı, çok gaddar olduğu, erkekleri kulaklarından asarak feminist bir dünya oluşturmayı planladığını biliyoruz...)yı izbe bi işkembecide görmüşler... o hanımefendiliğinden, o insanı baştan çıkartan, işvesi, cilvesinden eser yokmuş... tanınmamak için erkekleri tavlarken kullandığı siyah dekolte kıyafetinden sıyrılıp (iş elbisesi bi nevii), eşofman takımı ile gitse de, o pembe kafasıyla tanınmadan edememiş... yani demem o ki, suşi restoranlarında boy gösteren, beyaz şarap ve şampanyadan başka bir şey içmeyen, görünen yüze aldanmayınız... normalde böyle bi hali yok, eser yok... kanmayalım, kandırılmayalım...
evet, sevgili erkek dayanışmasının, gururlu yazarları ve okuyucuları... (tabi ki sadece erkekler) gördüm, duydum ve yazdım...
feminen, feminist bir dünya düzenine hayır!
cesciim, inşalla en kısa sürede kpss denen iğrenç düzenden sıyrılıp, meslek hayatına başlarsın, tabiki de dileklerimiz bu yönde... maksat, şu tasa dolu kürenin içerisinde, biraz neşe, biraz eğlence...
ayrıca siminyacım; senin forsunu, cakanı, havanı, hiçbişey bozamaz, tabiki de bunun bilincindeyiz... :)

12 Mayıs 2009 Salı

Kadın Blogları!

Bayan blog yazarlarının erkeklere karşı vahşi bir tutum takındıklarının farkında mısınız? Hepsi değil elbette -ki hanımefendilikleriyle göze batan o narin, o güzel bayanlara buradan hep beraber el sallayalım-, fakat elebaşları Siminya olmak üzere bazılarında, erkeklere karşı düşmanca tavırlardır, kırıcı yaklaşımlardır almış başını gidiyor. ( İçses: abart, abart...)

Öncelikle buradan Sayın Cumhuriyet Başşavcımız Zekeriya Öz'e seslenmek istiyorum. Sn. Öz, sizi göreve davet ediyorum. Aşağıda adı geçen kişilerin blogroll'leri dahi incelensin, bir yerde açık verecekleri kesindir. Gerekli araştırmalar yapıldığı takdirde mutlak surette kötü emelleri açığa çıkacaktır. ( İçses: gazla, gazla...)

Siminya'ya bakıyoruz... Suçu bıyık bırakması olan babasından tutun da, tertemiz bir mahalle esnafı olan Ahmet amca'ya, kısa boylu erkeklerin gerdek gecesi ne yaptığına kadar varan -ki bunlar sadece son üç beş yazısından üstünkörü seçilmiş örneklerdir- acımasız, insafsız yazılarla dolu sayfası. Kınıyoruz. Bloguna siyah renkli yorumlar yazarak protesto edeceğiz.

Bi dost... Bakın bugün bir güzel sinirlenmiş, tutmuş adamın 1,74 gibi erkekler için kısa bir boyu olduğunu ama bunu "senin de boyun kısa, soğan cücüğü kadarsın n'aaber!!?" gibi o genç arkadaşımızı üzmesin diye söylemediğini açıklamış. Altındaki yorumlarda da "1,74 de sahiden kısaymış, yanlışlıkla üstüne basmasak bari" tarzı açılımlar var. Böyle olmaz...

PuCCa Günlük'e gidiyoruz... Elebaşı Siminya dedik ya... Hani bunlar örgüt kursa, ya da böyle bire örgüt varsa - ki bu şüpheyle başşavcıyı göreve davet ettik -, PuCCa mutlaka ve mutlaka örgütün ikinci adamıdır. Ayrıca ikinci adam olsa da olmasa da Siminya'nın taktik ve uygulamalarını fazla yumuşak buluyor, erkekleri bir kaşık suda boğan faşist bir yönetim için darbe planları yapıyordur. Şahsen kendisinden tırstığım için onunla ilgili planları daha gözüpek bir delikanlı yaparsa sevinirim.

Örnekleri çoğaltıp uzatmak istemiyorum. Verilen linkleri ve altındaki yorumları okursanız gereken şüphe ziyasediyle uyanacaktır zaten.

Ama asıl eleştirimi sona sakladım... İşin bu bölümünde Zekeriya Öz'ü de göreve çağırmıyorum. Bu biz erkeklerin kendi içinde halletmesi gereken önemli bir mevzu.

Bu kişilerin, bizleri yerin dibine sokup çıkaran yazılarının altına keyifle yorumlar ekleyen erkeklerden bahsediyorum, evet. Onları erkek blogları projesi kapsamında tespit ederek karantinaya alacak ve topluma olması gerektiği şekilde geri kazandıracağız.

Evet, yapacağız...

Not: Burada adı geçenler canımız ciğerimizdir. Güzel yazılarıyla bizleri gülümsetenlerdir. Bizim yazdıklarımız da şakadır, espridir, bu kişilerin popülaritelerinden nemalanmak suretiyle prim yapmaya çalışmaktır. O kadar.