hep bu kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hep bu kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2009 Salı

Yüzük

Şu yaşıma geldim, bukadar genç yaşta kızların yüzük isteme mevzusunu, erkeğin yüzük takma dürtüsünü çözemedim..
Yok gurbete giden kızın başı bağlanırmış, başkaları bakmazmış.. Yok yüzük takan erkek ...

Genç yaşta nişanlanmak niye?

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Alış! Veriş!

Erkeklerin kanayan yarası, kadınların gocunmadığı gediği alışveriş...

Malumunuz, iki cins arasında sayısız fark var... Alışverişe bakış açıları da bunlardan biri!

Peki ama neden?

Neden bir kadın için alışveriş kutsal bir ritüel olurken erkek için tam bir çin işkencesine dönüşüyor?

Neden bir erkek mağaza mağaza elinde poşet taşımaktan helak olurken kadın kısmı bir elinde son model cep telefonu, diğer eli sürekli "oraya girelim" tarzında bir navigasyon görevi görür gibi keyif içinde yapıyor alışverişi?

Nedir bu çifte standart?

*

Sonra kadınlar erkeklere muhtaç diyoruz da biz kötüleniyoruz; al işte, torbayı taşıyan erkek, sefasını kadın sürüyor!

*

Ama bahsetmek istediğim nokta bu değil, ki oraya girersek bir önceki cümle tüm işi özetler zaten...

Alışverişe bakış açısı?

Bir erkek için ne giydiği, pantolon - ayakkabı uyumu aslında öyle çok da önemli değil. Ancak ve ancak gideceği ortamda hoşlanabileceği bir hatun varsa gardrobuna şöööööyle ayrıntılı bakar, öbür türlü çeker bir tişört, pantolon giyer gider...

Bakımsızlık değil, elbette kimse de eşek değil gidip turuncu kazak altına yeşil pantolon giymez! Ama işte kadınlar kadar özen göstermez bakar ne renk, altındaki çok mu abes? Değilse giy git işte.

Ama kadın öyle değil... Giyet, çıkarır, bi' daha giyer, iki kez daha çıkartır... Çünkü diğerini çıkartmayı unutmuştur üzerinden...

Yapmayın bunu hanımlar!

Eğer "eşitlik"ten söz edeceksek, lüzumsuz yere önem vermeyin bu uyum işine!

*

Gelelim alışverişe!

E üstü başı hayat memat meselesi olmayan biri delirmiş gibi alışveriş yapar mı? Yapmaz.

O yüzden işte kadın kısmı deli gibi bir o mağazaya bir bu mağazaya dalıyorsa bizon sürüsü gibi, bundandır işte!

Çıkar, giy, giy, çıkar olayı...

*

Herşey iyi güzel, alan memmun satan memmun diyorsanız hanımlar, bunu bir de yanınızda Köle İsuara misali taşıdığınız erkeklere sorun! Onlar da memmun muymuş?

Bundan sonra da alışverişe bir tek kendiniz veya hemcinsleriniz ile çıkın ya hu ne gerek var bin küsür ademoğlunu helak etmeye?

18 Temmuz 2009 Cumartesi

RUMUZ: EMİNE ALBAYRAK

Dün Erkek Bloglarındaki ''Acil'e gittim döneceğim'' yazısına gelen bir yorumun hikayesini okuyacağız hepimiz..

-Merhaba,
Sayfanıza sanırm ilk yorumum olacak.Yazınız benim için artık sıradan denilebilecek kadar basit ve aciz bir yorumla yazılmış.Sizin gibi bir kişiliğin bu kadar sığ denizlerde yayın yapması ve bir grup insan topluluğunun da buna prim vermesindendir ki mesleğim böyle dillere düşüveriyor.Çok mühim mi derseniz aslında değil.Ama uğraşıcak ve yazacak daha mühim konuların olduğu bir dönemde kısır bir döngüyle aynı muammaları bahşetmeniz beni sadece düşündürdü..
Neyse sağlıklı,gerçekçi,boşluktan öteye bir adım atacak yarınlara...-
Rumuz: Emine Albayrak

Emineciğim.. Kadınlaryazıyor gibi blogları okuyup okuyup buraya girmen bu yorumda etkili olmuş anlaşılan.. Bu yazı sana ve senden öncelikere.. Tabi sonrakilerde olacağını bilerek..

Eleştiri..
Rencide eder yanı varmı tartışılır.. Ha benim gibi mezhebi geniş adamlar için yok.. Ama olsun.. Erkek Bloglarının olaya el koyması; ilk açıldığımız günden beri yaşadığımız sorunları artık yaşamamak için konuşması gerekiyordu.. Benim bu bloga yazdığım ilk yazı da (ilk yazım) ciddiye alınıp baya tepki almıştı.. O kadar tepki ki iş yorum kısmını kapatmaya kadar gitti.. O günde aramızdan biri çıktı; yazdı yazdı..

Ama nafile.. Yazılarımıza gülen kafa, somurtan surat, dil çıkarma gibi ifadeler koymadığımızdan dolayı algılanamıyoruz.. Çok ciddiye alınıyoruz.. Kadınlaryazıyora sataşayım, (kendi blogumda üzmezi kötülemiştim) burda H.Üzmezin tam boy resmini yayınlayayım diye düşüncem gelebilecek sığ düşüncenin doğurduğu bu tarz yorumlar yüzünden düşüncede kaldı.. Tıp ki; bir çok makara konusunu da katılmadan, düşünmeden, empoze etmeden okudukları için atlamak zorunda kaldık..

Bu blogdan ciddi birşeyler beklemek heralde imkansız.. Giriştede bahsettiğim gibi izleyicilerimizin başka blogları okuyup, bu blogu, yazarları aynıymış gibi görnesi, öyle istemesi n'yazıkki gerçek..


not: bu yazıda yerden yere vurmak, suratına çarpmak, rencide etmek ve bu yaptıklarımıda işime bağlamak istiyordum ama yapamadım..
ha birde bloguna girdim, baktım gayet güzelsin.. ben hemşire olsam, çirkin olsam senın yazdıklarını düşünürdüm de.. yaşın küçük olsa seni alırdım diyeceğim ama daha büyük laf işitmekten korktuğum için diyemiyorum.. iyi tatiller.. dinlen gel.. yeni acı yorumlarını bekliyorum..
nasip, kısmet..

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Kadın Blogları Olaydı Bura

Bu blog kadın blogları olaydı..
Yazarları kadın, yazıları pembe olaydı..
Açaydım gollarımı..

N'olurdu?

Blogda Ayla Dikmenden ''Anlamazdım'' şarkısı çalardı..
Pasta, börek tarifleri, altın günü sohbetleri yeralırdı..
İzleyici sayısı 500'ü geçerdi..
Bir erkek bulunup, orası burası yazılırdı..
Ucuz alışveriş mekanlarının adresi bulunurdu..
Ayın kıyafeti seçilirdi..
Yorum kutucuğu, yorumdan msn'ye geçmeye çalışan elemanlarla dolardı..
Google üst sıralarda çıkartırdı..
İdaal topuk boyu tartışması olurdu..
Futbol sadece yakışıklı futbolcuların etrafında konuşulurdu..
Ayda bir her yazar regl muhabbeti döndürürdü.. Kimi ilk reglini, kimi geciktiğini yazardı..
Issız Adam özlemlerini yazar yazar, bulduklarında ise 3. viteste kalıyor diye yazarlardı..
Saç düzleştir butonu olurdu..
Mal mal insanlarla çıkıp, üzüntüleri yazılır, diğer kızlardan da teselli yorumları alınırdı..
Hadiseyi çekemez, Norveçliye gönüllerini vermek isterlerdi..
Tuna Kiremitçi okunurdu..
14 şubatta alınan hediyeler yarıştırılırdı..
Her özel gün öncesi, erkek izleyicilerin bilinç altına hitap edilecek yazılar yazılırdı..
Ayşe Arman kıskanılırdı..
İdolümüz bu bacı olurdu..
.
.
.
....

Daha niceleri olurdu..

12 Temmuz 2009 Pazar

kadınlar doyar mı?

Karında sıpa sırtta sopa olayına girmeden bir şeyler karalamak istedim.

Kadınlar doyar mı?

Cevap, doymaz.

Neden?

Çünkü yapıları böyle! Ver Allah'ım ver, istediği kadar sonsuz kadar ver, o +1'lik ihtimal var ya; hep bi' fazlası olur genellemesinden dolayı hep o fazlaya göz dikiyor. Bu da onu doymaz yapıyor. Yemek yesin, rejime doymaz; rejimden çıkar yemeye doymaz; alışverişe çıkar harcamaya doymaz; eve tıkılır eve doymaz; vesaire vesaire. Herşeyin fazlası olacak illa...

Eğer aldığı kıyafet başkasında varsa gardropta duracak, e almışın madem giy!

Yok, o pişti olma ihtimali var ya, uykuları kaçar illa!

Velhasıl-ı kelam; kadınlar doymaz arkadaş, ne dayağa ne sevgiye!

Şaka şaka ne dayağı biz kadınları çok severiz sadece arada elimizin ayarı kaçar(!)...

10 Temmuz 2009 Cuma

Nigar Bacıma

Buda oldu.. ErkekBloglarına kadın bir yazar katıldı.. Allahtan adı Nigar.. Erkek duruşuna sahip bir isim.. Veya bizim bilinç altımıza Girik tarafından öyle sokuldu.. Kanlı Nigarla..

-Şimdi filmdeki Nigarla bizim Nigar arasında bir bağlantı olduğundan bu benzetmeyi yapmadım.. Yok öyle birşey.. Yanlış taraflara çekilmesin..-

Temennimiz bu blogun oje kokmamasıdır.. Veya durun ya.. Koksun.. Asetonda koksun.. Hatta manikür yaptıralım.. Saç düzleştirelim.. Olmadı yok o karın ağrısına katlanamam..

Ülkemiz böyle bi hal aldı erkekler.. Bir dönemler eşinin arkasından ayrılmayan kadınlar kalkmış blog yazmaya başlamış.. Yetmemiş o kadar erkegin içinde takılmaya başlamış.. Töbe töbe.. Başımıza daş yağacak..

Yazımı Cübbeli bi hocanın vaazıyla tamalayıp yanlış yolda olduğumuzu belirtecektim ama hiç sohbet dinlemedim ki vaazı yazayım..

Kadınlar için namahrem olan bu mekanda kadın parfümü solumak bence çok hoş olacaktır..
ARAMIZA HOŞGELDİN..

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Facebook Çıplakları

Facebook hakkında onlarca şey yazılıp çizilebilir, ben uzun zamandır aklımda olan bir konuya değinmek istiyorum; Facebook'ta çıplaklığı sayesinde pirim yapmaya çalışan insanlar.

Genel olarak yabancılarda rast geldiğim bu durum son zamanlarda Türklerde de dikkatimi çeker oldu, amacınız ne arkadaşlar diyemeden kendi kafamda ölçüp biçtim bu durumu - nacizane..

Birinci sebep poker. Malumunuz, erkek her yerde erkek. Pokerde de çip yollanması için bir hatunun yapabileceği en etkili hareket yarı çıplak pozunu koymaktır profiline...

Diğer sebep, kendini ilgiyle tatmin etmek. Tanımadığı adamların yolladığı mesajlarla orgazm olan bünyesini bilmemkaç insanın ekleme talebiyle coşturmak. Tabii bunun için güzide yurdumda çıplak değil çarşaflı biri olmanız bile yeterli, yeter ki şuh bir isme sahip olun...

Ki bu konuda yaptığım bir deneme profili de herşeyi açığa çıkarıyor. Elif Siyah adını alıp da açtığım sahte profilde oradaki resmin o profile ait olmadığını söylemesine rağmen arkadaşlıktan silmeyenlerin, bir gecelik ilişki teklif edenlerin, hafızasını zorlayıp da Elif Siyah'la üç yıl önce görüştüğü mekanı soranların, onaylatanların varlığı doğrusu yarı çıplak bir resimle bile görünüyorsa, kimbilir çıplak bir resimde neler neler olacaktı...

Ha bir de sanat kisvesi altında yapılan hareketler var ki, onlar kendini diğerlerinden ayırtıyor kendiliğinden...

Kadınlar istediği kadar "biz et parçası değil beyiniz" diye bağıran çığlıklar çıkarsalar da, herşey apaçık ortada. Bedenlerinizi kullanıp beyinlerinizi tatmin ederek ancak bir yere kadar yaşabilirsiniz hanımlar, bir yerden sonrası koca dayağına girer...

2 Temmuz 2009 Perşembe

siz erkekmisiniz ulan!

ada vapurundan inip, kabataşın güzel sahil gören caddesinden ağrı 2002 model ucundan modifiyeli ve ses sistemli minibüsümüzle, yüksekçe bir seste Linkin Park - İt's Going Down dinleyerek evimize dönmekte iken;
dikiz aynasından gözüken, manyak bir şöförü olduğu çok uzaklardan anlaşılan bir fıstık yeşili reno megan gözükür...
zor makasları büyük bi beceriyle atarak ve önündeki araçları ürküterek gelen şahıs, sarı saçları, makyajı, hatta kırmızı ojeleri ve güneş gözlüğüyle bi hatun kişisidir...
neyse abi, böyle film tadında anlatmakla olmicak...
adadaydık bugün babamla, bi kaç şey vardı halletmemiz gereken, hallettik otoparktan aracımızı aldık gidiyoruz. ben kullanıyorum. telefonumu da bağladım teybe, açtım çok sevdiğim bi parçayı, dıptıs dıptıs gidiyoruz tipik ergenler tadında... yanımda babam var, o benden daha ergen, ona hiç girmiyorum şimdi...
neyse abi, yaktık sigaramızı, kollarımızı uzattık camdan dışarı, kafamızı sallaya sallaya, trafiğe ayak uydurur bi biçimde sakin sakin giderken, arkadan gelen fıstık yeşili bi megan gördüm... dörtlü açmamış, çok sıkışık trafikte 90 100 arası makas ata ata yaklaştı, ben de bjk stadının yanından taksime doğru gidicem; o yüzden sol şeritteyim az ilerde dönmek zorunda kalacağım için, kimseden küfür yemeyelim, rahatken girelim dedik...
sonra abicim... bu megan geldi bizim aracın dibine kadar sokuldu, dörtlüler, uzunlar, kornalar... allaam, çıldırıcam... sonra dikizden bakarken, sarışın gayet bakımlı desperate housewives setinden kaçmış kadar süslenmiş bir ablamız...
sonra sağdan makas atmak kaydı ile bizi geçme gayreti gösterdi arkadaş, geçerken de, kafasını camdan tamamen çıkarıp ve sağ kolunu bize doğru savurup: "siz erkekmisiniz ulan!" diye kükredi... şaşkınlıktan babamla birbirimize bakarken, bastı gitti hatun... sonra babama dönüp, "iki dakka çıldırabilirim dimi?" dedim, takıl dedi o da..
neyse, otuz saniye sonra falan yetiştim ben buna, yol iki şeride düştü, bi süre yan yana gittik, hemen ardından ışıklarda yan yana durduk... müziği kıstım, olabildiğince kafamı sağa doğru uzatıp; "hiç şüpheniz olmasın" diye seslendim gayet sevecen bi ses tonuyla... kıpkırmızı kesilip yanan yeşil ışığın azizliğiyle bastı gitti sonra da...
çok güldük kendilerine... hatta stadın yanından taksime uzanan yolda, tekrar yakalayıp geçtim, yol trafik ışıkları için daraldığında, önüne geçip arkamda kalmasını sağladım... bu mudur yani şöförlük...
trafikteki kadının sesi misin sen bayan? alla alla...
yok yani, ne geçti eline kadın!.. trafikte kadınları aşağılayan, yetersiz gören tüm şöförler ayağına mı kapanıyo sen böyle yapınca...
hayır; ben küfür de ederdim, ederdim yalan yok.. yanımda babam vardı... beni geç, bunu bi taksiciye, bi dolmuş şöförüne yapsana sen... yemin ederim o ışıklarda alırdı ayağının altına... dua etsin, bana denk geldi...
veya, kesin sarhoştu... tahminen öyleydi ya, sarhoştu tabii... yoksa bi kadın ne bu kadar iyi araba kullanabilir, ne de böylesi bi cesaret gösterip, sağa sola salça olur..
gün geçtikçe yaşadığım olaylar, daha da ilginçleşmekte... bakalım daha neler görücez...
ps: sonra ve abi-abicim i ne kadar sık kullanmışım... editlemeyelim bari.. :Pp

30 Haziran 2009 Salı

tesadüf canım tesadüf

Kadınların kullanmayı en çok sevdiği aksesuarların, alet edevatların erkekler tarafından tasarlanıyor olması ve buna rağmen kadınların erkekleri kendilerini anlamayan yaratıklar olarak görmeleri....

sadece tesadüf olsa gerek!

3 Haziran 2009 Çarşamba

Hep Kadınlar yüzünden

Kadınlar yüzünden dün arkadaşımla kavga ettim,
Kadınlar yüzünden kendimi eksik hissettim,
Kadınlar yüzünden hergün adam gibi dışarı çıkmaya özen gösterdim,
Kadınlar yüzünden kendimde suç aradım,
Kadınlar yüzünden saçmalamaya başladım,
Kadınlar yüzünden...

+Elimde ne var?
-Hiç
+Peki sevindiğim bir nokta yokmu?
-Var şuana kadar hiçbir sevgilim olmadığı için hiçbir salak düşünceye kapılmıyorum
+Olsa kapılırmıydım?
-Hayır