26 Şubat 2010 Cuma

1 Erkek, Kaç Kadın??? vol.1

Son zamanlarda kadın-erkek ilişkileriyle ilgili yazamıyordum ama sağolsun sosyal medya beni  bu konuda yalnız bırakmadı. FriendFeed'de girilen bir feed beni yazı yazmaya itecek kadar çarpıcıydı.

Peki 1 erkek kaç kadını idare edebilir? Diyelim ki birbirinden haberi olmaması gereken kadınları idare edecek, peki bunu nasıl yapar?

Evet beyler, buradan sonrasına pür dikkat :)

"Kızlar çok ilgi ister, 15 dk ilgisiz kalsalar, şüphelenip kıskançlık krizine yol açarlar. Onu nasıl yapıcaz?" diyenler için:

Bir kadın bir erkeğe aşık olduğu zaman onu olduğu gibi kabullenmeye meyillidir. Siz ilişkinin başında günde 3 kere ararken, ilişkinin ortalarında 2 kere aramaya başlarsanı, kadının anlizlerine dahil olur, şüphe çeken davranışlar listesine isminizle dahil olursunuz. Bu gibi durumlarda, hayatınızdaki bütün kadınlara en başta davrandığınız gibi davranmak işinize yarayacaktır.


"Sosyal medyadaki hemen hemen her sitede üyeliğim var. Şimdi 4 sevgilim var diye 4 tane ff, 4 tane twitter, 4 tane facebook hesabı mı açıcam?" diyenler için:

Sosyal medyada hiçbir şekilde medeni haliniz ile ilgili bilgi vermek işinize yaramaz. İlla sevgiliniz olduğunu söyleyecekseniz, ismini açıklamak istemediğinizi söyleyebilirsiniz. Bir facebook profilinde "İlişkide" yazıp geçmeniz yeterlidir. Kızlara da özellikle tembih edilmelidir "Canım lütfen sen de vıcık vıcık sevgililer gibi davranma bana internette. Hoşlanmıyorum böyle şeylerden" diye. Bunun dışında sevgilinize ithafen yazdığınız her gönderi, facebook durum iletinizde, ff'e feed olarak girildiğinde veya twitlediğinizde sizi takip eden sevgilileriniz tarafından ödüllendirileceksiniz. Bir taşla 4 kuş :)

"Hadi bu kısımları kıvırdık, bu 4 kızla biz durmadan nasıl görüşücez?" diyenler için:

Öncelikle sevgilileriniz seçerken biraz da ailevi durumlarına, hangi şehirde olduklarına dikkat edin. İstanbul gibi bir şehirde hangi yakada oturdukları bile önemlidir. Kızların biri gece dışarı çıkamasın mesela, o evde mışıl mışıl uyurken siz başka bir tanesiyle geceyi gündüz yapın. Bir diğeri şehir dışında yaşaşın, o geldiği günlerde diğer kızlar için çok yoğunmuşsunuz ya da aileniz yine(!) yanınıza gelmiş, cenaze varmış gibi davranın. Unutmayın kadınların yediği en iyi bahaneler, sizin gerçek şeylere dayandırarak söylediklerinizdir. "Hayatım hastayım biraz" derseniz kızların dördü birden romantizmle çorba yapmaya gelebilir :) Ha bir de unutmadan sakın büyük bir gafletle bir cafeye 4 kızı farklı zamanlarda götürmeyin :)


Bütün bu konuşmalardan sonra siz yine beni dinleyin, eğer bütçeniz 4 kızın birden hesabını ödemeye yetmiyor, sevgililer gününde dördünü hoş tutamıyorsa, boş bir gününüzde 4 kızla birden farklı saatlerde buluşabilecek kadar enerjiyle dolu değilseniz zira kızlar boş gününüzde buluşmazlarsa delirir, olmaz olmaz demek lazım, aman bu işlere girmeyin....

Bu yazı dizimiz zevkle devam edecektir efendim.... Şimdilik esen kalın :)

12 Şubat 2010 Cuma

Selami Şahin ve Ben :)


Halimi görseniz gülersiniz şimdi... Sabahtan beri dilime dolanmıştı bir Selami Şahin şarkısı :)
Eve geldim şarkıyı dinleye dinleye blog yazımı yazdım.. E ama sonrasında takılı kaldım :)
Kendimi alamıyorum dinlemekten... Adam her duyguyu dile dökmüş gibi sanki...
"Sen beni unutmuş gibisin, ben hala deliyim, hala sevdalı..."
"Alışmak sevmekten daha zor geliyor..."
"Seninle başım dertte. Ne yapsam bilmiyorum..."
"Gitme sana muhtacım..."
"Sensizlik bir uçurum... Tut artık ellerimden..."
"Seni sevmediğim yalan...Kızgın bir anımda söyledimi, yalan..."
"Sen yoksan her şey eksik, sen varsan her şey tamam..."
"Sen mevsimler gibisin değişirsin sevgilim..."
Şu sözleri gerçek hayatta sevgilisine söyleyebilen erkekler 1-0 öndeler... Ben bunu bilir bunu söylerim. Kaç erkekte var böylesi bir dürüstlük, saflık? Bu kadar net duygularını anlatan kaç erkek var?
Orada var olan erkekler, alkışlıyorum sizi :)
 
(Casilo's Way'den alıntıdır... buraya da uygun olduğunu düşündüm :) )

29 Ocak 2010 Cuma

Güzel Kadın Kimdir?

"Yüzyüze konuşurken, 10 dakika içerisinde çirkinleşmeyen kadın güzel kadındır."

Yıldız Kenter

28 Ocak 2010 Perşembe

Oğlak Burcu Aşk Sonucu

Büyük ve mühim bir araştırma dosyasıyla karşınızdayız..

Ülkemizde yapılan, gazetelerimizde yayınlanan bir araştırmaya göre;
vatandaşlarımızın büyük bir kısmı 22 Aralık-20 Ocak tarihlerini kapsayan Oğlak burcuna mensupmuş..

Ufak bir matematik hesabıyla, çocuklarını Oğlak burcuna denk getirilen ebeveynlerin çalışma günlerinin Mart aylarına denk geldiği gerçeğine vakıf olabiliriz..

Demek ki Mart ayı sadece kedilerin ayı değil..

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır, çocuk yaptırır..


24 Ocak 2010 Pazar

Yere Sağlam Basmak ve Bir Ödev...

kar yağdı istanbula bildiğiniz gibi...
kar yağdı ve hatta bir gün içerisinde, tuttu da, güzel de oldu be!
sevgilimle kar altında işten eve dönerken, bir olay yaşadık ve ben gayet beylik bir laf ettim, çıkış noktasını bu söz üzerinden yakalamak düşüncesindeyim...
metrodan eve ulaşabilmemiz için yokuş inmemiz gerekiyordu... e malum yollar da kar altında... sevgilim botlarının kaydığını idda ediyordu... elime sıkıca yapışmasından, korkuyla hareket ettiğini zaten çoktan anlamıştım...
ona "normal bir yolda yürüyormuş gibi rahat at adımlarını, sen ayakkabılarına güven ve rahat hareket et ki, onlar da kaymasın" dedim. birden çıktı ağzımdan, düşünmeden konuştum da diyebilirim...
düşme korkusuyla "yere sağlam basmaya" çabaladığınız her adımda, daha çok kuvvetle ezersiniz ayağınızın altındaki karı ve kar, sizin uyguladığınız fazla kuvvetle buza dönüşür, akabinde kayar ve düşersiniz. maazallah bir yerinizi bile kırabilirsiniz... ettiğim sözün üzerine düşündüm bunu, gerçekten mantıklı...
bu bakış açısını ilişkilere yöneltirsek, cuk oturduğunu göreceğizdir hep birlikte...
güvenmediğiniz bir insanla bir ilişki sürdürebilmek, akla mantığa sığmıyor. yürümez demiyorum, yürür ama sürekli kendinizden birşeylerin kaybolduğunu hissedersiniz. eksilirsiniz, yorulursunuz herşeyden önce. "bir tarafınız" kırılabilir...
"yere sağlam basmak" eylemine sarf ettiğiniz çaba sonucunda yorgun düşeceğiniz ve yaşamın diğer alanlarına enerjinizin kalmayacağı gerçeği gibi...
kayacağı muhtemel bir ayakkabıyla dolaşmıyorsanız yoğun kar yağışı altında, yani birkaç güvenceniz varsa ayakkabınızın kaymayacağına dair; -markadır, tabanının sağlam oluşudur...- ayakkabınıza güvenin abi! düşerseniz eğer, bu yere düşmüş ve sizin de çiğneyedurduğunuz karın pezevenkliği oluversin... siz ayakkabınıza güvenin. o birazcık kaliteliyse şayet, herşeyden önce, sizin ona olan güveninizi sarsmamak adına kaymayacaktır...
e hal böyle olunca, etraftaki insanlar gibi kötü bir gerçek olan totoyla yerin buluşması gibi birşeyi hayal ederek değil, yağan karın güzelliği üzerine kafa yorarak yürürsünüz...
ilişkide güven konusunu es geçmeyin. kaymayacağından emin olmadığınız ayakkabıyla da, yola çıkmayın!
önemli olan, karın yağıyor olmasından keyif alabilmek...
la bir eklenti yapasım var: düz tabanlı kundurayla, topuklu çizmeyle, spor ayakkabıyla falan "bile bile" dolaşanlara da, müstahaktır ha! düştüklerinde karşılarına geçin ve avazınız çıktığı kadar kahkaha atın. bu yazının ödev kısmı da, budur...